Yedi Yıldızlı Yaslar

,

| 12/02/2022

“Kalbi kırık yaşamayı bilmek diye bir şey var. Kalp kırıklığını ya da Istırabı ne tedavi edebilirsiniz, ne yönetebilirsiniz, ne zapt edebilirsiniz ne de olduğundan ya da olması gerektiğinden daha az hale getirebilirsiniz. Onlara yer açabilirsiniz, tıpkı hayatta umduğunuz, faydalandığınız, onayladığınız şeylere yer açtığınız gibi.  Onlara yer açmak demek, insan kederini, tıpkı yemek vakti kapınızda beliren beklenmedik bir misafir gibi sofraya davet etmek demektir.”

Stephen Jenkinson/ Bilge Öl

İyi değilim! Dışım pırlanta, içim kömürlük! İyi değilim! Uzun zamandır böyle… Göğsümün ortasından kamyon geçiyor! Ruhum otoban! Gölgelerim gişe kuyruğunda bekliyor! Geçiş izni veriyorum, başka çarem yok. Bir süreliğine de olsa, gölgemin beni ele geçirmesine izin vermeliyim. Karanlığın içinden geçmeliyim tünelin sonundaki ışık görününceye kadar!

Koltukta oturup odayı seyrediyorum. Her gün aynı eşyalara bakıp sıkıntıdan ölüyorum. Yalnızlığım gövde gösteriyor. Ete kemiğe bürünüyor, arkadaşım olmak istiyor! Zaman artık dostum değil. Evin dışında bir yaşantım yok. “Hayatın saçmalığı” fikri kuşatıyor zihnimi. Hiçbir şey olmuyor! Şu küçücük virüs dünyaya musallat olduğundan beri, “hatırladığım hayatım” bitti!

En tuhafı da “alışmak!” Hiç alışamam diyorsun, çok güzel alışıyorsun! Alıştığın, yapıştığın ne varsa gerçeğin olmaya başlıyor! Dışım çiçek bahçesi, içim çöl! Mış gibi yapmaktan yoruldum! Şehri ele geçiren, bitmeyen inşaat gürültüsünden, betonlaşan manzaramdan yoruldum! Kuşların çığlıkları bile “insan çığlığına” benziyor artık! Tetiklenmem an meselesi! Gözyaşlarımı bırakmak konusunda ustalaştım. Bazen temizlik yaparken, bazen film izlerken, bazen kitap okurken bazen de yazarken! Bir imgenin, bir düşüncenin peşi sıra, gittiğim yerlerden ağlayarak dönüyorum. Hıçkırmakla ilgili bir sorunum yok! Yere yığılmakla aram iyi! Yedi yıldızlı yaslara sahibim! Teftiş memuru gelse, yedi yıldızı hak ettiğimi söyler.

Mis kokulu, açık büfe yaslarım benim! Tabağım elimde, “hangisini yesem de ağlasam” diye seyrediyorum.

Yine de bir “eşik” var. Karanlığa adım attığım andan itibaren, gözümün yavaşça görebildiği yer. Gözümle göremesem de kalbime teslim olduğum bir yer.

Karanlıkta kalmaktan çok korkardım çocukken. Sonra karanlığı sevmeye başladım. Karanlık benim için, “akşam ya da gece,” demekti.

Karanlık; göğe baktığımda daha koyu bir “mavi”, parlak yıldızlar, şehrin beyaz ışıkları, evlerin yanan lambaları, günü değerlendirme fırsatı demekti.

Karanlık, bazen de en vahşi parçamla buluşmak, götürdüğü yerlere gitmek demekti. Yazarak yaptığım bu yolculuklardan hiç eli boş dönmedim! “İyinin ve kötünün bilgisiyle mayalanan” öykülerde her rolü oynadım! Kurguda “eli baltalı katil” bile oldum! Karanlıkta kalmış, unutulmuş parçalarımla “yazarak” buluştum!

“İyi değilim” dediğim an, iyi olmaya başladım! Tünelin ucundaki ışığı yazarak gördüm! Karanlıkta yürümem, sezgilerime güvenmem gerekse bile.

Ben ışık demeti değilim sevgili okur! Çoğu zaman yaralı bir hayvan gibi ulurum, terk edilen bir köpek gibi ağlarım, isyan ederim, hatta ara sıra deliririm! Bazen çok acı çekiyorum ve dünyada olmaktan hoşlanmıyorum! Odağım sevgi elbette, en büyük yasım “sevgiyi kullanmayışımızı” izlemek!

Dünyanın en büyük ihtiyacı “sevmeyi bilen insanlar” değilse nedir?


Yazan:

Nazlı Akın

1975 yılında İstanbul’da doğdum. 2020’den beri öykü atölyelerinde yazıyorum, derin okuma atölyelerinde nitelikli okur olmaya çalışıyorum. Edebiyat dergilerinde öykülerim, şiirlerim yayımlanıyor. (Varlık Dergisi, Ot Dergi, Tabure, İshak Edebiyat, Edebiyatist, Öykü Gazetesi, Oggito, Edebiyat Haber) “Bana Benzeme Sakın” isimli öyküm, 2025 Çukurova Öykü Yarışması’nda ikinciliğe layık görüldü. “Kül” isimli öyküm, 2024 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görüldü. “Çocukluk Çıkmazı” isimli öyküm, 2024 Asonans Dergi Podcast Öykü Yarışması’nda birinciliğe layık görüldü. “Akide Şekeri” isimli öyküm, 2024 Ayşe Şengöz Öykü Yarışması’nda birinciliğe layık görüldü. “Nalân Roman” isimli öyküm, Oğuz Atay Öykü Ödülleri (2024) sonucunda hazırlanan seçkide yer almaya değer görüldü. “Mavi Saz” isimli öyküm, 3. Eskişehir Kral Midas Öykü Yarışması’nda ikinciliğe layık görüldü. “Havada Sümbül Kokusu” isimli öyküm, Luna Yayınları Öykü ve Küçürek Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görüldü. “Kurumuş Çiçekler” isimli öyküm, 8. Cumba Edebiyat Yarışması’nda dördüncülüğe layık görüldü. "Yıkacaklar O Evi" isimli öykü dosyası, Mahal Edebiyat Öykü Yarışması'nda kısa listeye kaldı. Yakında kitaplaşacak.

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar (AI)