Karaağaç Altında

“Ben yaptım Eben… Sonunda başardım. Onu öldürdüm.” Eugene O’Neill – Karaağaçlar Altında Yeni ayakkabılar, kırmızı rugan. Yokuş yukarı. Yanakların buz gibi. Kar taneleri. Beyaz tüycükler. Melek kanatları. Yokuş aşağı, tahta kasalarla. Seksek. Kaymak taşı. Yaldızlı çokomel kağıtları. Temize çek anıları. Yokuş yukarı yas. Yokuş aşağı neşe. Aynı mahallede. Neden bu kadar boş sokaklar? Mahalle kasabı ve bakkalı açmamış kepenkleri. Bir...

DEVAMINI OKU

Umudum Şevket

Meyvenin çürük tarafını dişlediniz mi hiç? Yanlışlıkla! Hemen tükürmek gerekir değil mi? Kazara yutarsak mide bulantısına yol açabilir. (Bir bardak ayran içebilirsiniz.)   Baba deyince çürük bir meyveyi dişleyip tüküren birinin yüz ifadesi gelir aklıma. Yedi aylık bebekmişim bırakıp gittiğinde. Hiç mi merak etmez insan, hiç mi aklına düşmemişim? Annem büyüttü beni. Çocukluğum kolay geçmedi. Hep bir boşluk duygusu boğazımda....

DEVAMINI OKU

Ölüm Kafe Nedir?

Ölüm Kafe’nin ilk etkinliği, Eylül 2011’de İngiltere’de, web tasarımcısı Jon Underwood tarafından evinin bodrumunda düzenlenmiştir. Bu ilk toplantıya annesi, psiko-terapist Sue Barsky Reid ev sahipliği yapmıştır. Jon Underwood bu fikri, İsviçreli sosyolog Bernard Crettaz’ın “cafe mortel” adı altında toplumda ölüm konuşmalarını teşvik eden etkinliklerinden esinlenerek geliştirmiştir. (Alıntıdır.) Ölüm Kafe etkinlikleri dünyada hızla yayıldı. Günümüzde 32’den fazla ülkede, üç binden fazla...

DEVAMINI OKU

Yasın Kökleri

Yasın köklerinde “isyan” var. Babamın boş koltuğu tekinsiz bir nesneye dönüşüyor salonda otururken. Neden evde değil? Ona soracağım sorular birikti. Cevabını sadece onun verebileceği sorular. Ne yapacağım bu kadar cevapsız soruyla şimdi? Geri gelemez mi? En azından rüyama. Yasın köklerinde “sevgi” var. Kimse öyle bakmıyor artık yüzüme. Hayranlıkla, aşkla, bağlılıkla. Bir köpek yüzlerce kişinin saf sevgisini hediye etti bana. Hayatın...

DEVAMINI OKU

Yarım Kalan Aşklar

“Yarım kalan aşklar, insanın ruhunu fare gibi kemirir,” derdi Gece Teyze’m. On altı yaşında âşık olmuş Yunus’a. Yunus çok çapkınmış. Yakışıklı bir adam değilmiş ama ailesi Karun kadar zenginmiş bu deyyusun.  Öyle derdi teyzem Yunus’una.  Ağzı bozuktu ama küfür etmek ona çok yakışırdı. Teyzem çapkınlığına rağmen Yunus’u evlenmeye ikna etmiş ama o deyyusun ailesini kim ikna edecekti?  Benim dünya güzeli...

DEVAMINI OKU

OİDİPUS YOLLARDA

“Baba, beni çağırıyorsun sen. İçinden durmadan beni çağırıyorsun.” Belçikalı yazar Henry Bauchau’nun “Oidipus Yollarda” isimli eserini bitirdim az önce. Bilmeden annesiyle evlenen, sonunda gözlerini kör ederek ve krallığından kovularak bedel ödeyen Oidipus’un attığı her adımı hissettim. Bir dilenci gibi davransa da tahta yaraşır gücünü hep hissettirdi Tanrı anlatıcı. Romanın bir yeniden yazım olması, gücünü mitolojiden alması onu daha da ağırlaştırdı...

DEVAMINI OKU

Yasın İçinde

Durgun suda kulaç atmak kolaydır, dalgalar nefes alışverişini zorlaştırır. Yüzmeye giden biri şayet aşırı dalgalıysa deniz, tereddüt eder, suya girmekten vazgeçebilir.  İç denizin dalgalandığında ne yapıyorsun?  Genellikle mayonu çıkarıp , yüzmekten vazgeçiyorsun. Eve dönüp bir güzel uyuyorsun.  Yasına  yorganı çekince ne oluyor? Acı uyuşuyor belki ama bir yere gitmiyor.  İçinden geçerken sağ çıkılamayan acılar vardır. Parçalanırız, kalbimiz kırılır. Kayıplarımız küçük...

DEVAMINI OKU

Özür Dilerim

Her zaman suçluluk hissederdi. Herkesten yok yere özür diler, başkasının hatalarını sahiplenir, ezildikçe ezilir, küçüldükçe küçülürdü. Yağmurlu havalarda ağlar, sevinirdi güneş çıkınca. Yaprak, adı gibi yeşil gözlere sahipti. Fırtınadan ölesiye korkar, kulaklarını tıkardı. Ortalık durulunca da özür dilerdi büyük güçten. Korkardı sonsuzluktan. Aklı ermezdi O’nun işlerine.  Yaprak, elindeki iğne oyasını seyretti. Aklının söküklerini annesine borçluydu. Onu bebekken terk eden Kader,...

DEVAMINI OKU

Çığlıklar, Ağıtlar ve Martılar

“Çığlıklar, Ağıtlar ve Martılar” 2024 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görülmüştür. “Yas bir daha sevmemiz için bize meydan okur.” Terry Tempest Williams Martıların sesi mi duyduğum? Yoksa kalbimden mi yükseliyor bu çığlıklar? Çok severdi kuşları. Kediyi, köpeği, çiçeği okşardı. Sarılırdı ağaçlara. Kelebeklerin peşinden koşardı. Oğlum! Sırma saçlım. Sırma saçlı yavrusu beliriyor söğüdün altında. Bir martı süzülüyor havada. Çığlık...

DEVAMINI OKU

Kaymak Taşı

Didem’in Pulbiber Mahallesi’nde,  kaymak taşı elimde bakıp duruyorum eski evimize.  Babam öldü biliyorum  zümrüt gözleri toprağa karıştı sanki avuçlarımda babamı tutuyorum. O kaymak taş ki en sevdiğim imge öptüm kokladım sakladım. O kaymak taş ki en sevdiğim imge. Babam şimdi nerede,  öldüğüne inanmıyorum.  Didem’in Pulbiber Mahallesi’nde belki de Annen nerede diye soruyor  artık duyulmayan bir sesle. Kaymak taşı elimde bakıp duruyorum...

DEVAMINI OKU