Farklı toplum ve kültürlerin ölüme ve yasa yaklaşımına dair kaynaklar

YAS ve ÖLÜM BİLGELİĞİ Kategorisindeki Tüm Yazılar

Lirik, Epik, Dramatik

Victor Hugo’nun Döngüsünde Yasın Üç Hâli İnsan ölümle ilk kez bir cenazede karşılaşmaz. Ölüm, çocukluğumuzdan beri bildiğimiz bir gerçektir. Kitaplarda okuduğumuz, başkalarının hayatında tanık olduğumuz, uzaklarda ama zihnimizin gerisinde duran bir bilgidir. Fakat sevdiğimiz birini kaybettiğimizde ölüm yer değiştirir. Artık dışımızda değildir; içimize taşınır. Soyut bir düşünce olmaktan çıkar, kişisel bir hakikate dönüşür. İşte bu dönüşümün adı yastır. Belki de...

DEVAMINI OKU

Kahırdan Ölmek

İnsan kalbiyle hatırlar mı? Bu soru ilk bakışta bilimsel olmaktan çok şiirsel görünüyor. Ama uzun bir ara verdiğim yazma eylemine şiirsel bir cümleyle başlamak elzemdi. Bir kardiyoloğa sorsak hatıraların beyinde depolandığını söyleyecektir. Bir nörolog sinaptik bağlantılardan söz edecektir. Bir psikiyatrist travmaların sinir sistemi üzerindeki etkilerini anlatacaktır. Ama Anadolu’nun herhangi bir köyünde yaşlı bir kadına sorsanız, belki de size daha kısa...

DEVAMINI OKU

Bu Dünyadan Sağ Çıkamayacağız

Ölümle yüzleşmek, yaşamayı öğrenmenin başlangıcı olabilir mi? Ölüm… Varoluşun sonradan gelen bir sonucu değil, başından beri bizimle yürüyen bir eşlikçi. Yaşamın düşman kardeşi. Belki de biz, doğduğumuz anda ölmeye başlamıyoruz; sadece dönüşmeye başlıyoruz. İnsan, diğer tüm canlılar gibi yaşamın içinde kalmaya, sürdürmeye, çoğalmaya devam etmeye çalışır. Ama onu diğerlerinden ayıran bir şey vardır. Kendine bakabilme hâli. Kendi varlığını fark edebilme...

DEVAMINI OKU

Her Şey Dağıldığında – Nihal Şirin Yücelgen

Dağınıklığın Eşiğinde Durmak Nihal Şirin Yücelgen, “her şey dağıldığında ne yapabiliriz?” sorusunu yanıtı hazır bir bilme alanından değil, yolu yürürken edindiği tanıklık üzerinden ele alıyor. Budha’nın Dharmasıyla yıllara yayılan çalışmaları, acı ve belirsizlik karşısında insanın nasıl ayakta kalabileceğine dair bir zemin sunuyor. Dharma ona göre, dağınıklığın içindeki hakikati görme talimidir; zeminin kaydığı anlarda kalbin yönünü bulabilmek için bir hatırlatmadır. “Bu...

DEVAMINI OKU

Beden Fânî, Can Ölümsüzdür

Yunus Emre, İslam edebiyatının en önemli halk şairlerinden biridir. Onun felsefesi ve hümanist vizyonu, şiirlerini yüzyıllardır canlı tutan en temel unsurlardır. Şiirlerinde hem Orta Çağ’ın hem de Rönesans’ın düşünce iklimi hissedilir; hatta çağdaş varoluşçulukla dahi paralellikler kurmak mümkündür. Yunus Emre’nin bir sözü vardır ki, insanın ölüme dair tüm sorularını tek cümlede özetler: “Ölüm sandığımız şey, aslında yalnızca bedenin çözülüşüdür.” Bu...

DEVAMINI OKU
Sufi Dergah kapısının eşinde bırakılmış ayakkabılar

Sufi Dargâh’lardan Laozi’nin Yol’una: Bilgeliğe, Aşka, Yasa ve Ölüme Açılan Eşikler

Bazı anlar vardır—hiç duvar yokken bir kapı belirir. Dokunabileceğin bir duvarda değil, zamanın içinde.Bir telefon konuşmasından sonra.Biri eve dönmediğinde.Ya da artık bilmezden gelemeyeceğin bir şeyi anladığında. Farsların buna bir adı vardı: dargâh. Dar kapı demektir, gâh yer. Kapının yeri.Eskiden sultanların huzuruna açılan eşiklere denirdi bu. Ama tasavvufun dili derinleştikçe, dargâh başka bir şeye dönüştü: Dergâh’a, bir velinin türbesine, dünyalar arasındaki sınırın inceldiği, iki dünyanın birbirine...

DEVAMINI OKU

Üstü Kalsın

Ölüyorum tanrım Bu da oldu işte. Her ölüm erken ölümdür Biliyorum tanrım. Ama, ayrıca, aldığın şu hayat Fena değildir… Üstü kalsın…  Cemal Süreya’nın varoluşsal bu şiirindeki dizeleri benim için çok çarpıcıdır ve zihnimin bir köşesine kazınmış durumdadır. Hatta daha önce bu platformda yazdığım “Ölmeyin benden önce” başlıklı yazımın sonunu da bu şiirle bitirmiştim. Dönelim Süreya’ya. Fena bir hayat yaşamadığını söyler...

DEVAMINI OKU

Yasın Tünelinde Yol Almak

Verilen metin, yasın karmaşık ve insani bir süreç olduğunu açıklıyor. Metin, yasın bir hastalık olmadığını, aksine doğal bir tepki olduğunu vurguluyor ve herkesin bu süreci farklı deneyimlediğini belirtiyor. Yazar, duyguları ifade etmenin önemini ve yasın üzerinden atlanması gereken bir engel değil, emek isteyen bir iş olduğunu açıklıyor. Ayrıca, zamanın tek başına acıyı iyileştirmediğini, ancak yasla yüzleşmenin ve bu zamanı nasıl kullandığımızın kritik olduğunu ifade ediyor. Son olarak, metin, yasın kaybedilenle olan bağın farklı bir şekilde devam ettiğini ve bu "tünelin" sonunda bir ışık olduğunu dile getiriyor.

DEVAMINI OKU

Yastan Bahsetmek: Yasın Dili – Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu

Yasın Evrenselliği ve Öznel Doğası Prof. Dr. Şengül Hablemitoğlu, yasın hem tüm insanlıkta ortak hem de derinlemesine kişisel bir deneyim olduğunu vurgular. Yas, nefes almak gibi durdurulamaz; kişiyi hem yaşamla hem de kendi varoluşuyla yüzleştiren bir meydan okuma hâlidir. “Dünyada kaç kişi yaşıyorsa o kadar yas vardır.” (00:04:01) Yasın Dili ve Tanımı “Yasın dili” bireysel deneyimi görünür kılar ancak toplumsal...

DEVAMINI OKU