Sessizlikle Başlayan Hatırlayış
Sema Demirkan’ın “Ölümün Işığında Yaşamak” başlıklı çalışması, budist psikoloji, dharma ve şefkat perspektifinden ölümlülük üzerine bir tefekkür davetidir. Antalya Geyikbayırı’ndaki bir inziva merkezinde yapılan bu paylaşım, sessizlik ve nefesle başlayan bir hatırlayış pratiğiyle açılır. Ölümü yalnızca bir kavram değil, yaşamın nabzında atan somut bir gerçek olarak ele alır. Ölümün ışığında yaşamayı; soyut bilgi biriktirmekten çok, nefesle, bedenle, sevdiklerimizle ve çaresizliğimizle sahici bir temas kurmak olarak tanımlar.
“Sevmek gerçekten bazen gözümüzü kaçırmamak olabilir mi?” [00:28:46]
Bilinmezliğe Eğilmek
Ölüm üzerine konuşmanın zorluğunu, “ukalalık yapmadan bilmediğimizin önünde eğilme” gereğini vurgular. Thich Nhat Hanh’ın “Ölüm Yok Korku Yok” kitabına atıfla, hem ölümü hem korkuyu kapı olarak görmeyi önerir. Asıl soru şudur: Her an bunu idrak ederek yaşamak nasıl olurdu?
Ölüm Döşeğinin Aynası
Demirkan, katılımcıları kendi ölüm döşeğini hayal etmeye çağırır. Bu hayalde asıl mesele “nasıl öleceğimiz” değil, “nasıl yaşadığımızdır.”
“Buruş buruş bir bebekten ölüm döşeğine kadar ilerleyen, ömür dediğimiz bu aralıkta zamanınızı iyi kullandınız mı?” [00:38:38]
Bu soru, hayatı ertelememeye, şimdiye daha dolu bakmaya yöneltir. Ölüm, yaşamın ne kadar sahici yaşandığını gösteren en yalın aynadır.
Korku ve Kaçışın İzinde
Ölüm korkusunun yaşamlarımızı nasıl şekillendirdiğini anlatır Demirkan. Kontrol arayışıyla, başkalarını memnun ederek ya da inkâr yoluyla bu korkunun üzerini örtmeye çalıştığımızı söyler. Oysa korkuya bakabilmek, şefkatle onunla kalabilmek dönüştürücüdür.
“Eğer ölüm bugün gelirse, bugün, şu anda bununla ilgili ne hissediyorum?” [01:06:12]
Yaşam ile Ölümün Aynılığı
Çalışmanın en derin sorularından biri de şudur:
“Nasıl öldüğümüzün, nasıl yaşadığımızla kaçınılmaz bağını görebiliyor muyum?” [01:13:17]
Demirkan, iyi ölümün bir hedef değil, anbean yaşamın kalitesiyle örüldüğünü hatırlatır. Ölümün ışığı, aslında her anın içine sızmaktadır.
Evrensel Bir Dilek
Son bölümde şefkatle söylenen dua yankılanır: “Hissedebilen bütün varlıklar korkudan ve ızdıraptan özgürleşsinler.” Bu dilek, insanlığın tarihsel acılarına rağmen hâlâ kalbin doğal bir hareketidir. Ölümün ışığında yaşamak, bu ortak kırılganlığı paylaşmak ve her nefeste biraz daha sahici olmaktır.
“Hissedebilen bütün varlıklar güvende hissetsinler. Hissedebilen bütün varlıklar mutlu olsunlar, güvende olsunlar. Ya da şöyle ifade edebilirim. Hissedebilen bütün varlıklar, korkudan ve ızdıraptan özgürleşsinler. Ve bunu korku ve ızdıraplarına bakmaktan kaçmayarak gerçekleştirebilsinler.” [01:16:52]
Bu yazı Yapay Zeka (Chat GPT) tarafından hazırlanmış, yazarı tarafından düzenlenmiş ve yayına hazırlanmıştır.

















