Vuslat – Müge Canan
Her kayıp, bize unuttuğumuzu hatırlatır; ölüm, bir son değil, özümüze açılan en derin kapıdır. Müge Canan’ın anlatımıyla vuslat, insanın kendi hakikatine yeniden kavuşmasının adıdır.
DEVAMINI OKUFarklı toplum ve kültürlerin ölüme ve yasa yaklaşımına dair kaynaklar
YAS ve ÖLÜM BİLGELİĞİ Kategorisindeki Tüm Yazılar
Her kayıp, bize unuttuğumuzu hatırlatır; ölüm, bir son değil, özümüze açılan en derin kapıdır. Müge Canan’ın anlatımıyla vuslat, insanın kendi hakikatine yeniden kavuşmasının adıdır.
DEVAMINI OKU
Ölümle Yüzleşmenin Gerekliliği Kemal Sayar, “güzel ölme hakkı”nı, ölümün hayatın doğal ve onurlu bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayarak ele alıyor. Modern tıp, ölümü “mağlubiyet” olarak görüp hayattan kovmaya çalışırken; Sayar’a göre ölüm, bazen kabul edilmesi ve kolaylaştırılması gereken bir geçiştir. Ölümle yüzleşmek, yaşamın da hakkını vermeyi sağlar. “İnsan ölümün farkında olmazsa hayatı da doğru bir biçimde yaşayamaz.” [00:20:25]...
DEVAMINI OKU
Ölüm Kafe’nin ilk etkinliği, Eylül 2011’de İngiltere’de, web tasarımcısı Jon Underwood tarafından evinin bodrumunda düzenlenmiştir. Bu ilk toplantıya annesi, psiko-terapist Sue Barsky Reid ev sahipliği yapmıştır. Jon Underwood bu fikri, İsviçreli sosyolog Bernard Crettaz’ın “cafe mortel” adı altında toplumda ölüm konuşmalarını teşvik eden etkinliklerinden esinlenerek geliştirmiştir. (Alıntıdır.) Ölüm Kafe etkinlikleri dünyada hızla yayıldı. Günümüzde 32’den fazla ülkede, üç binden fazla...
DEVAMINI OKU
Ölümle Yüzleşmek: Sonun İçindeki Başlangıç Cem Şen, ölümle barışmanın yalnızca bir sonu kabullenmek değil, yaşamı bütün açıklığıyla karşılamak olduğunu dile getiriyor. Söyleşide ölümle yüzleşmenin bireyi hayatla daha derin bir temas kurmaya yönelttiği vurgulanıyor. Ona göre, bitişler genellikle yalnızca kayıplar olarak algılanır, ancak her son aynı zamanda bir başlangıcın tohumunu taşır. Acının Dönüşümü Şen, acıyı iki biçimde yaşamanın mümkün olduğunu söyler:...
DEVAMINI OKU
Bir Hatırlama: Ölüm Yolculuğun Başlangıcıdır. Tasavvufun ölüm anlayışı, maddeye sıkışmış modern insanın unuttuğu bir hatırlatma gibidir: Ölüm bir yokluk değil, ilahiyle başlayan yolculuğun tamamlanmasıdır. Mutasavvıf bir aileden gelen Kerim Güç, söyleşisinde hem kendi deneyimlerinden hem de tasavvufi gelenekten süzülen bu anlayışı derin bir içsel çerçeveyle aktarıyor. Mevlânâ’nın “Şeb-i arûz” kavramıyla şekillenen bu bakış, ölümü bir ayrılık değil, sevgiliyle kavuşma anı...
DEVAMINI OKU
Çok sevdiğim arkadaşım Nazlı babasını kaybetti. Uzaktan acısını yaşamasını, güçlü kalemi ile ilgili yas sürecinde yazdıklarını ve iç döküşlerini okuyorum. Okudukça babam düşüyor aklıma. Öldüğünde, bin dokuz yüz seksen darbesinin üzerinden dört yıl geçmişti ve 48 yaşındaydı babam. 15 yıldır da birinin oğluydum; yani ruhen hala oğluyum ama artık babam öldüğü için kimseyi baba olarak çağıramayacağım diye geçirmiştim içimden. Yanılmışım…...
DEVAMINI OKU
Kırk bir yıl olmuş babam gideli… O zamanlar on beş yaşındaydım. İlk kez o zaman gerçekten hissettim ölümün ne demek olduğunu, kalbe nasıl saplandığını. Şimdi ellili yaşlarımın ortasındayım. Bu süreçte nice sevdiklerimi uğurladım. Her kayıpla birlikte, yasın farklı yüzlerini gördüm. Bilmediğim yönlerini öğrendim, kimi zaman susarak, kimi zaman içimden ağlayarak. Her sevdiğim birini kaybettiğimde, “ölüm” diyemedim. Veda belki, hasret, gurbet…...
DEVAMINI OKU
Ölüm gibi çoğu kişinin kaçındığı bir konu üzerine tefekkür eden, çalışan, yazan, konuşmalar yapan ve hatta bu konuda bir okulu olan Stephen Jenkinson Leslee Goodman ile yaptığı bu söyleşisinde üzerinde durduğu kültürümüzün ölüm fobisi, atalarımızla olan bağlarımız, niçin ölümün bir son değil armağan olduğuna dair görüşlerini olanca açıklığı ile paylaşıyor. Bizler de sevenleri ve merak edenleri için söyleşiyi Türkçe’ye kazandırmak...
DEVAMINI OKU
Hayat bazen bütün sözcükleri unutturur. Bir sesin artık duyulmadığı, bir kapının asla açılmayacağı o an… İçimizde kalan, boşluk değil, derin bir yankıdır. Yas da tam burada başlar: o yankının peşine düşmekle. Kaybın ardından yalnızca acı değil, anlam da kalır bize. Peki o anlam, tam olarak nedir? İsviçreli psikiyatrist Elisabeth Kübler-Ross 1969’da yayımlanan “Ölüm ve Ölmek Üzerine” adlı kitabında, hastalara ölüm teşhisi konduğunda hangi...
DEVAMINI OKU
Yas ve Ölüm Bilgeliği Platformu’nun Instagram hikâyesinde paylaşılan dizi, film ve belgesel önerileri arasında gezinirken, Abbas Kiarostami’nin Altın Palmiyeli başyapıtı Kirazın Tadı (Ta’m e Guilass) aklıma geldi. Bu film, yaşam, ölüm ve varoluş üzerine sinema tarihinin zarif ve derinlikli anlatılarından biridir. Sessiz, yalın ama çok şey söyleyen bir dille, insanın en temel sorularını perdeye taşır. Film, intiharı düşünen bir adamın, -kendisini gömecek...
DEVAMINI OKU