Kırk bir yıl olmuş babam gideli… O zamanlar on beş yaşındaydım. İlk kez o zaman gerçekten hissettim ölümün ne demek olduğunu, kalbe nasıl saplandığını. Şimdi ellili yaşlarımın ortasındayım. Bu süreçte nice sevdiklerimi uğurladım. Her kayıpla birlikte, yasın farklı yüzlerini gördüm. Bilmediğim yönlerini öğrendim, kimi zaman susarak, kimi zaman içimden ağlayarak.
Her sevdiğim birini kaybettiğimde, “ölüm” diyemedim. Veda belki, hasret, gurbet… Ama ölüm kelimesi hep dilimin ucunda düğümlendi. Yazması bile zor; dile getirmesi daha da zor.
Giden gidiyor… deniyor ya hani, evet, gidiyor. Ama kalan için zor olan hep aynı: Ayrılık, özlem, yarım kalan cümleler, yanlış yaşananlar, içimizde büyüyen keşkeler. En zoru da ansızın ve keskin bir şekilde kopmak.
Beni ben yapan, bugüne getiren yaşadığım acılar, kayıplar, zorluklar oldu. Zamanla fark ettim ki; “ben” oldukça, kendimi sevmeyi öğrendim. Kendimi tanıdıkça, ona güvenmeyi de…
Hayat bana büyük sınavlar getirmedi belki, şükür. Ama bana göre çok zor gelen, içimi dağlayan her şeyin sonunda bir dönüşüm yaşadım. Kimi zaman sessizce, kimi zaman gözyaşlarıyla…
Kişiliğimizi aslında acı şekillendiriyor. Hepimiz, içimizde açılmayı bekleyen bir tohumla geliyoruz bu hayata. O tohum, ancak acının sarsıntısıyla çatlıyor. Ve biz, acının içinden geçerek çiçek açıyoruz. Büyüyoruz, olgunlaşıyoruz.
Çünkü… acı olmadan derinleşemiyoruz.
Bir süre sonra insan, içindeki acıyı gizlemeye başlıyor. İçinden gülmek gelmese bile, yüzüne bir gülümseme takınıyor. Sırf insanlar “hadi artık” demesin diye… Toplumun bize dayattığı gibi: Yas bir noktada bitmeli, hayat kaldığı yerden devam etmeliymiş gibi davranılıyor.
Ama artık biliyorum ki; acı ne zaman hafifler, kimse bilemez. Herkesin yas süreci kendine özeldir. Yakınlarını kaybeden herkese gönülden söylüyorum: Acınızı nasıl yaşamak istiyorsanız öyle yaşayın. Kimseye açıklama yapmak zorunda değilsiniz. Güçlü görünmek zorunda da…
Ve… baş sağlığı dilemek, gerçekten sandığımızdan daha kıymetliymiş. Her “Başınız sağ olsun” sözü, insanın içinde minik bir iyileşme başlatıyor. Ufak ufak da olsa sağaltıyor.
O geçmeyecek denilen yara… etrafında paylaşanlar oldukça, taşınabilir hâle geliyor.
Yas tutanlara sadece sabır dilemiyorum. Aynı zamanda güç aktarabilmeyi diliyorum. İçimdeki direnci, yürümeye devam eden ayaklarımın gücünü, elimden geldiğince onlara ulaştırabilmeyi istiyorum.
Allah, geride kalanlara gani gani sabır versin. Gidenler… eminim rahmette.
Görsel linki: https://growingfaith.com.au/articles/our-father-on-fathers-day

















