1977 İstanbul doğumlu ancak aslen Arnavutum. Okumayı ve yazmayı çok seviyorum. Bu hayattaki en büyük arzum gelişmek ve
kendi tekamülümü başka bir bedene bırakmadan kendimde tamamlamaktır.
Gelişmek en başta arzu, inanç, sabır ve büyük emek gerektirir ama en çok da tutku.
Çünkü Aşk, tutkudur. Tutku duyduğun her şey de AŞK.
Yaptığımız ve yapmadığımız her şey de tutku olduğunda AŞK da SEVGİ de doğar güneş gibi.
Aşk' a tutkuluyum, Edebiyata aşık.
Ağaca, çiçeğe, denize, dağa, taşa, Ay'a, hayata, insana, şiire, şaraba, rakıya, sigaramdan çıkan serseri dumana ve dahasına...
Bu sebepten hakkımda bilinmesini istediğim en önemli şey, şiiri ve sevmeyi çok sevdiğimdir...
Dalgalara yenik düşmüş bir gemiyim şimdi Battım! Suyun dibine saçıldım İçi şiir dolu bir sandık var denizde Orada, “Fırtınayı başlatan kelime” Yazgının ipi Şairin elinde mi? Fırtınayı başlatan kelime Varsın dağılsın Mürekkebinde boğulsun Bitsin okumanın verdiği acılar Karaya vursun cesedim...
Dalgalara yenik düşmüş bir gemiyim şimdi Battım! Suyun dibine saçıldım İçi şiir dolu bir sandık var denizde Orada, “Fırtınayı başlatan kelime” Yazgının ipi Şairin elinde mi? Fırtınayı başlatan kelime Varsın dağılsın Mürekkebinde boğulsun Bitsin okumanın verdiği acılar Karaya vursun cesedim...
1977 İstanbul doğumlu ancak aslen Arnavutum. Okumayı ve yazmayı çok seviyorum. Bu hayattaki en büyük arzum gelişmek ve
kendi tekamülümü başka bir bedene bırakmadan kendimde tamamlamaktır.
Gelişmek en başta arzu, inanç, sabır ve büyük emek gerektirir ama en çok da tutku.
Çünkü Aşk, tutkudur. Tutku duyduğun her şey de AŞK.
Yaptığımız ve yapmadığımız her şey de tutku olduğunda AŞK da SEVGİ de doğar güneş gibi.
Aşk' a tutkuluyum, Edebiyata aşık.
Ağaca, çiçeğe, denize, dağa, taşa, Ay'a, hayata, insana, şiire, şaraba, rakıya, sigaramdan çıkan serseri dumana ve dahasına...
Bu sebepten hakkımda bilinmesini istediğim en önemli şey, şiiri ve sevmeyi çok sevdiğimdir...
Victor Hugo’nun Döngüsünde Yasın Üç Hâli İnsan ölümle ilk kez bir cenazede karşılaşmaz. Ölüm, çocukluğumuzdan beri bildiğimiz bir gerçektir. Kitaplarda okuduğumuz, başkalarının hayatında tanık olduğumuz, uzaklarda ama zihnimizin gerisinde duran ...Devamını Oku
Annem beni hiç ciddiye almıyor. “Salonun ortasında, parkeye gömülmüş bir adam yaşıyor,” diyorum. Kafasını görebiliyorum sadece. Bedeni suların altında. Hayal gördüğümü söylüyor ama ben her şeyi duyuyorum. Konuştuğu zaman sesi ...Devamını Oku
İçimde öyle bir huzur var ki… Kimseye ve kendime herhangi bir açıklama, savunma, dilenme,şımartma, oyalama cümlesi kurmaya ihtiyacım kalmamışçasına, yorgun ama oldukça uyanıkcamdan dışarı bakıyorum. Hemen yandaki binanın yeni yıkılmış ...Devamını Oku
Kocam öldü. Sadece sevmemiştim, son güne kadar âşıktım da ona.Yirmi yıla yakındır sevgilimdi, eşimdi.Eşimdi, çünkü tam hak ettiğim gibiydi. İstediğin kadar ara, tara, dene, bak, bırak, yırtın sürsündiye, işe yaramaz ...Devamını Oku
“Anne,” dedi kız, “bu çamaşırları nereye asayım?” “Tepeme,” dedi kadın. Başını bir yana bir bu yana sinirle sallıyordu.Kız elinde çamaşırlarla öylece kaldı. Yuvarlak bir leğen. Kırmızı, mavi, yeşil çamaşırlar; rengârenk. ...Devamını Oku
“Yalnızca şimdide değil, aynı zamanda geçmişin şimdisinde yaşamadıkça; yalnızca ölülerin değil, aynı zamanda yaşayanların da bilincinde olmadıkça yazar ne yapması gerektiğini bilemez.” T.S.Eliot Kocaman güçlü kolları vardı fil adamın ama ...Devamını Oku
Benim Adım Van Gogh.Ben Van Gogh’um. Gözlerini kapatıp açtı. Günün en sevdiği saatlerinde, güneş batıp karanlık tam basmadan hemen önceki o kısacık arada, yavaş yavaş koyulaşan lacivert gökyüzüne baktı. Manzarayı, ...Devamını Oku
“Ben yaptım Eben… Sonunda başardım. Onu öldürdüm.” Eugene O’Neill – Karaağaçlar Altında Yeni ayakkabılar, kırmızı rugan. Yokuş yukarı. Yanakların buz gibi. Kar taneleri. Beyaz tüycükler. Melek kanatları. Yokuş aşağı, tahta ...Devamını Oku
Ölümle Yüzleşmenin Gerekliliği Kemal Sayar, “güzel ölme hakkı”nı, ölümün hayatın doğal ve onurlu bir parçası olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulayarak ele alıyor. Modern tıp, ölümü “mağlubiyet” olarak görüp hayattan kovmaya ...Devamını Oku
“Rüzgarı yüzünde hissetmezsen, kanatlar neye yarar?” Film Hakkında: Tematik Derinlik ve Yasın Temsili Brad Silberling’in Melekler Şehri (City of Angels), ölümü ve yas sürecini bir aşk hikâyesinin içine yerleştirerek anlatırken, ...Devamını Oku
“Sevgi. Zaman. Ölüm. Bu üç soyut kavram dünyadaki her insanı birbirine bağlar.” Film Hakkında: Tematik Derinlik ve Yasın Temsili Yasın Kıyısında Bekleyen Üç Soyut Kavram: David Frankel’in 2016 yapımı Collateral ...Devamını Oku
Ölümle Yüzleşmek: Sonun İçindeki Başlangıç Cem Şen, ölümle barışmanın yalnızca bir sonu kabullenmek değil, yaşamı bütün açıklığıyla karşılamak olduğunu dile getiriyor. Söyleşide ölümle yüzleşmenin bireyi hayatla daha derin bir temas ...Devamını Oku
Kaybın ve yasın içindeki yalnızlığımızı çoğu kez kitaplarla paylaşırız. Daha önce benzer duyguları yaşamış, benzer acılardan geçmiş kahramanlar, onların hikayeleri veya bize yol gösteren bilgelerin kitapları bize kaybolmuşluğumuz içinde yol ...Devamını Oku
Bazı sahneler filmden değildir, hayattan alınmıştır. O sahneleri izlerken insan gözünü kırpmadan bakar, çünkü orada bir yere dokunur. Hatırlatır. Sızlatır. Belki geçmiş bir cümleyi. Belki hiç kurulmamış bir ihtimali. “Perfect ...Devamını Oku
İnsan kalbiyle hatırlar mı? Bu soru ilk bakışta bilimsel olmaktan çok şiirsel görünüyor. Ama uzun bir ara verdiğim yazma eylemine şiirsel bir cümleyle başlamak elzemdi. Bir kardiyoloğa sorsak hatıraların beyinde ...Devamını Oku