
Ay
bir yüzü aydınlık
bir yüzü karasında gecenin
“her şeye varım” diyor yakamozlar
Ay’ın şavkı vurduğunda kaçışırlarken
kıyısından toplarken gülüşlerini
uzanıyorum
usanıyorum
uslanıyorum
gel-git çekiminde
kum çiçekleri
kum çökmesi
sağarken geceyi
zerk ederken zehrini
deniz kabukları uyanıyor
avuçlarımdan sızıp
kıvrımlarında dua ediyorlar
maviye çalarken kanım
öpüşüyor zambaklar
inişli çıkışlı gel-git ayazında
bir doğumun sancısında
boy boy açıyor zakkumlar
karanlığın kenarında
kuzey yıldızı gözlerini yumuyor
düşlere yol verirken
parmak uçlarına basarak
yol alıyor duygularım
ayak seslerini duyuyorum ormanın
çığlıklarını ağaçların
haykırışlarını yarasaların
derin bir nefesle
bir tinerci titizliğinde
içime çekiyorum havasını
bir kayın ağacının kuytusunda
önce içimdeki sesin kafasına sıkıyor
sonra gülüşlerini ardından gözlerini gömüyorum…

















