OİDİPUS YOLLARDA

, ,

| 02/07/2025

“Baba, beni çağırıyorsun sen. İçinden durmadan beni çağırıyorsun.”

Belçikalı yazar Henry Bauchau’nun “Oidipus Yollarda” isimli eserini bitirdim az önce. Bilmeden annesiyle evlenen, sonunda gözlerini kör ederek ve krallığından kovularak bedel ödeyen Oidipus’un attığı her adımı hissettim. Bir dilenci gibi davransa da tahta yaraşır gücünü hep hissettirdi Tanrı anlatıcı. Romanın bir yeniden yazım olması, gücünü mitolojiden alması onu daha da ağırlaştırdı ellerimdeyken.

Bir kız çocuğu olarak Antigone’nin attığı her acılı adım, o büyük yası kalbimi kırdı. Ben de kendi babamla yürüdüm o yolları. Zaman zaman kızdım Oidipus’a. Gencecik bir kızın sefalete ve zorluklara ortak edilmesine içerledim. “Baba, beni çağırıyorsun sen. İçinden durmadan beni çağırıyorsun.”

Babası, “Kimse peşimden gelmesin” derken Antigone sessiz çağrıyı işitir. Yaşına göre fazla bilgedir şüphesiz. Adalet duygusu keskin, duyarlı bir kız çocuğu ama iyi bir savaşçı. Babasının yazgısı ona acı verse de dilenir, yardımları kabul eder. Görmeyen gözleriyle düşüp kalkması, yara bere içinde kalması beni kendi babama bakarken yaşadığım acıya sürükledi. Yirmi üç günlük hastane öyküsüne…

Aile bağlarıyla birbirimize bu kadar dolanmış olmak zamanın kapanına sıkışmak değil mi?

Antigone’nin gönüllü tutsaklığı, babasının yazgısını bir kelepçe gibi bileğine geçirmesi yine kaderi sorgulattı bana. “Ellerimizde şekil alan bir kader” ancak yazarak mümkün belki de. Kehanetlerin gerçekleştiği bir yerde yazgıdan kaçmak anlamsız…

Ortak bir yazgıyı paylaşmanın getirdiği o ağır yasa eşlik ederken yazarın bu kadar zor bir işe neden kalkıştığını da düşünmeden edemedim. Cevabı Nilüfer Güngörmüş’ün “Sanatçının Kendine Yolculuğu” isimli kitapta buldum.

“Henry Bauchau, bir süreden beri baş dönmelerinden mustariptir. Bir taraftan da sürekli aramaktadır. Neyi? Kendisi de tam olarak bilemez. Yarım kalmış eski metinlerin bazılarını zaman zaman tekrar elden geçirir. Etrafı seyreder. Düşünür. Baş dönmesi her şeyi yutmaktadır. Ve baş dönmesine bir övgü yazma fikri doğar. Bükemediğin eli öpeceksin. Baş dönmesi kelimesinin Fransızcası vertige’dir. Bauchau, kelimeyi sessel bileşenlerine ayırarak içinden kelimeler çıkartır. Ve nihayet Oidipus Yollarda romanı ilk olarak – belki de yeşil bir filiz, vert-tige (yeşil sap) gibi- 12 Ağustos 1984’te boy verir.

Bu sırada gördüğü rüyaların kör bir adama kılavuzluk eden Sibil gibi ona romanını yazmasında kılavuzluk edeceğini hissetmektedir. 13 Ağustos’ta günlüğüne Oidipus Yolda diye yazar. Ertesi gün deftere “Mutluyum, çok mutluyum, dün nihayet Oidipus Yolda ile bir şeye tutunduğumu hissettim notunu iliştirir.”

Yazar, yaşlılık ve ölüm düşünceleriyle doluyken Oidipus Yollarda ile yeniden coşar. Yazarak tutunur hayata. Henry Bauchau, romanda düşmüş krala bir heykel yaptırır. Kıyıdaki faleze, denize doğru devrilen devasa bir dalga heykeli yontar Oidipus. Görmeyen gözleriyle yaptığı bu yontma işi kralı coşkuyla doldurur. Nilüfer Güngörmüş kitabında bu dalganın baş dönmesinin sembolü olduğunu söyler. Yazar baş dönmesiyle, Oidipus dev dalgayla savaşır.

Yazarın, yaşlılık ve geçicilik düşüncelerinin, düşmüş kralın ise sürekli ölümünün etrafında gezinmesi birbirine dolanmış, iyi edebiyata katkı sağlamıştır. Bir okur olarak Antigone isimli devam romanına başlamasam olmazdı. Tanrı anlatıcının yerine ben anlatıcıya bıraktığı sayfaları şimdiden çok sevdim.


Yazan:

Nazlı Akın

1975 yılında İstanbul’da doğdum. 2020’den beri öykü atölyelerinde yazıyorum, derin okuma atölyelerinde nitelikli okur olmaya çalışıyorum. Edebiyat dergilerinde öykülerim, şiirlerim yayımlanıyor. (Varlık Dergisi, Ot Dergi, Tabure, İshak Edebiyat, Edebiyatist, Öykü Gazetesi, Oggito, Edebiyat Haber) “Bana Benzeme Sakın” isimli öyküm, 2025 Çukurova Öykü Yarışması’nda ikinciliğe layık görüldü. “Kül” isimli öyküm, 2024 Seyhan Livaneli Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görüldü. “Çocukluk Çıkmazı” isimli öyküm, 2024 Asonans Dergi Podcast Öykü Yarışması’nda birinciliğe layık görüldü. “Akide Şekeri” isimli öyküm, 2024 Ayşe Şengöz Öykü Yarışması’nda birinciliğe layık görüldü. “Nalân Roman” isimli öyküm, Oğuz Atay Öykü Ödülleri (2024) sonucunda hazırlanan seçkide yer almaya değer görüldü. “Mavi Saz” isimli öyküm, 3. Eskişehir Kral Midas Öykü Yarışması’nda ikinciliğe layık görüldü. “Havada Sümbül Kokusu” isimli öyküm, Luna Yayınları Öykü ve Küçürek Öykü Yarışması’nda mansiyon ödülüne layık görüldü. “Kurumuş Çiçekler” isimli öyküm, 8. Cumba Edebiyat Yarışması’nda dördüncülüğe layık görüldü. "Yıkacaklar O Evi" isimli öykü dosyası, Mahal Edebiyat Öykü Yarışması'nda kısa listeye kaldı. Yakında kitaplaşacak.

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar (AI)