Bugün çok üzücü bir ölüm haberi aldım.
(Üzücü olmayan ölüm haberi var mıdır? Buraya daha sonra yeniden geleceğim.)
Çok sevdiğim hayat dolu bir kadın var tanıdığım. Aslında eşimin iş arkadaşı. Ben de o vesileyle tanışmıştım. Bir dönem o iş yerine yoga derslerine gidip geldim. O esnada biz de iyice yakınlaştık kendisiyle. Bu sabah öğrendik ki aynı iş yerinde çalışan eşi işe giderken trafik kazası yapıyor ve olay yerinde can veriyor.
(Can vermek. Canını vermek. Canı kimden aldık kime veriyoruz? Bunu çok merak ediyorum.)
Haberi aldık. Eşim ağlamamak için kendini zor tutuyor, gözleri dolu dolu; ben hüngür hüngür ağlıyorum. Beş aylık kızımız Leyla yanımızda.
(Hüngür hüngür ağlamayı büyüdükçe öğreniyorum. Hüngür hüngür ağlayabilmem bu yaşımda edindiğim en büyük becerim, onunla gurur duyuyorum.)
Eşimkendini tutuyor. Leyla hiçbir şeyin farkında değil, gülücük ve neşe saçıyor.
(Canım kızım, içten saçılan neşeyi ve avaz avaz bağırarak ağlamayı da senden öğreniyorum şimdilerde.)
Haberi aldığımızdan beri düşenebildiğim tek şey o çok sevdiğim hayat dolu kadın. Çocukları bir de. Çocukları da elbette. Ama en çok o kadın.
Bunu söylediğim için beni taşlayıp ayıplayabilirsiniz belki ama ben bu dünyanın çilesinin asıl imtihanımız olduğuna inanıyorum. Biz ölümü bilmediğimiz için gideni hayattan mahrum kalıyor sanıyoruz, onun için üzülüyoruz. (Bakın mahrumiyet çok tehlikeli bir kelime, nereye çekerseniz oraya gelir, kullanırken dikkatli olmak lazım.) Halbuki giden sadece gidiyor. Özleyeceği şeyler bırakıyor gerisinde o kesin ama ızdırabını ve bu dünyanın tüm yükünü bırakıyor ve gidiyor.
Bunu söylediğim için beni taşlayıp ayıplayabilirsiniz, göğüslerim. Ancak ben kalan için hep ve her zaman daha çok üzülmüşümdür. Kalmak zor çünkü, gitmek kolay. Geride kalan, geride bırakılan (bırakılan? bu kelime de gidene gittiği için bir güceniklik barındırıyor sanki, bilemiyorum) olmak zor, çok zor.
Haberi aldığımızdan beri düşenebildiğim tek şey o çok sevdiğim hayat dolu kadın. Çocukları bir de. Çocukları da elbette. Ama en çok o kadın. Çocuklar için hayat çok zorlaşacak şimdi, ölen bir baba figürü ile büyümenin bu toplumda çok büyük bir ağırlığı var. Olayın kendisi yeterince zor ve kahredici değilmiş gibi bu acının toplumsal yükünü taşımaları beklenecek onlardan; boyunlarını biraz daha fazla bükmeleri, hatta belki hüzünle yere bakmaları beklenecek. Dilerim ki bütün bu beklentilere takılmadan neşeyle büyüyecek o çocuklar, büyürken de acılarını hafifletecek meşgaleler bulacaklar. Dilerim ki güzel insanlarla tanışıp güzel hayatlar kuracaklar. Kendi hayatlarını.
Ancak hayat dolu o kadın için işler daha farklı. Önce ölen eşinin yasını tutması beklenecek ondan, sonra da yasını ikinci planda bırakıp çocuklarına (böyle bir şey mümkünmüş gibi) hem annelik hem babalık yapması. Çocuklarına öğretebileceği belki de en kıymetli şey bütün bu yas, hüzün ve özleme rağmen (ve onlarla birlikte) hayatına neşeyle nasıl devam edebileceği iken, neşesi ayıplanacak. Kendi hayatından vazgeçip çocuklarına kendini adaması beklenecek. Olayın kendisi yeterince zor ve kahredici değilmiş gibi, hem kocasının yasını taşıyıp hem hayat dolmak mümkün değilmiş gibi, hayat dolmaması ve hüznün içinde çürümesi beklenecek.
Haberi aldığımızdan beri hayat dolu bu kadın ve gülüşü gözümün önünden gitmiyor. Hayat dolu olmaya devam edebilecek mi bundan sonra da? Bilemiyorum. Çok kalpten istiyorum ki etsin, edebilsin. Hayat ona başka güzellikler, sabır, metanet sunsun ve o kadın hayat dolmaya devam edebilsin.
Hayat dolu olmak yas ve üzüntü yaşamamak sanır çoğu insan. Halbuki tam tersi, kabın tüm duyguları alacak kadar geniş olacak ki hayatı da alabilecek. Bence o kadın öyle bir kadın. Yasını da üzüntüsünü de sonuna kadar yaşayacağına inanıyorum o kadının. Ve umuyorum ki bu yas ve üzüntü kapısı onu hayatı dolu dolu yaşama isteğine daha çok açsın; hayat dolu kadın hep hayat dolu kalsın. Onu çok seviyorum, onun yası ve üzüntüsü benim de içime doluyor.
Yaşım ilerledikçe ve kendime, dünyaya dair keşfim arttıkça benim de içime hayat dolar sanıyordum, hüzün ve yas daha çok doluyor. Ülkem doluyor içime, ülkemin durumundan doğan ümitsizliğim doluyor. Genç ölüm haberleri, soğuktan ve açlıktan ölen çocuklar doluyor. Tecavüz edilen hayvanlar, doğa, kadınlar; şiddet gören, gösteren ve şefkatin sıcaklığını hiç tatmamış insanlar; yanan ağaçlar, suya aç topraklar, küçük yaşta evlendirilen çocuklar… daha nicesi doluyor. Dünya doluyor içime. Dünya koca bir yas küresi sanki, kendi içinde dolup dolup taşıyor da benim içime doluyor. Hayat dolu olmak ne demek, kendim de unutuyorum.
Genç yaşta eşinin ölüm haberini alan kadınlarla hiç kurmak istemediğim bir yerden empati kuruyorum. Çok küçük yaşlarımdan beri bildiğim bir korku bu; bir kadının eşini genç yaşta kaybetmesi (o zamanlar ölümün kayıp olduğunu sanırdım)… Sanıyorum ki bu korku bana ait değil, atalarımdan miras almış olmalıyım. Halam olabilir, anneannem olabilir, onun da annesi olabilir, bilmiyorum… Açık açık yazıyorum ki bu korkum içimde şişip birikip güçleneceğine havaya, suya, toprağa karışsın; erisin, çözülsün; duman olsun, dağılsın… Açık açık yazıyorum ki bu korkum sobelensin!
Belki de bu yüzden bu kadar sallıyor beni bu ölüm. Daha önce de oldu. Bundan birkaç yıl önce hiç tanımadığım, Kaçkarlar’a dağcılık yapmaya giden kocasının ölü bedenini karşılayan bir kadın için hüngür hüngür ağladım. Geçen sene daha yakınımda idi; çok sevdiğim bir arkadaşımın kardeşinin genç yaşta kalp krizi sonucu ölmesi ile baş başa kalan eşi için ağladım. Şimdi de çok sevdiğim, hayat dolu bu kadın için ağlıyorum. Aslında avazım çıktığı kadar bağırarak ağlamak istiyorum da, ona haddim yok gibi geliyor ve açıkçası, öylesine ağlamayı ben de yeni yeni öğreniyorum.
Üzücü olmayan ölüm haberi var mıdır? Öylesi yoktur belki ama göreceli daha az üzücü olanı, kabul etmesi daha kolay olanı vardır belki. Herkesin yumuşak karnına göre ölümün zoru. Benimki sanırım bu.
Eşleri genç yaşta ölen tüm kadınlara içimden dolup taşan sevgimle sarılıyorum. Giden eşlerine ve geride kalan herkese selam olsun. Dilerim ki ölümlerle ilişkimiz değişsin ve gitmek de kalmak da daha kolay olsun.
Gülsen Bakırhan
Eskişehir
17 Ocak 2023


















