Ölüm Bize Yakındır

,

| 23/06/2022

Sordum sarı çiçeğe benzin neden sarıdır? Çiçek eydür derviş baba ölüm bize yakındır…

Bu ilahinin sözlerinin sahibinin Yunus Emre olduğunu düşünür çoğu kişi. Gezgin ve efsaneleşmiş bir derviş ve şairdir Yunus Emre. Yunus Emre o kadar efsaneleşmiştir ki, Anadolu’da Yunus gibi söyleyen, Yunusça söyleyen diye tabir edilen şairler çıkmıştır. Bu şairlerden bir tanesi de Bursalı Aşık Yunus’tur1. Yunus Emre ile karıştırılır şiirleri. Bursa’da Niyazi-i Mısrî tarafından keşifle ortaya çıkartılan Âşık Yunus, başta Sordum Sarı Çiçeğe ilahisi başta olmak üzere, daha çok ilahileriyle tanıdığımız Yunus’tur.

Ne kadar farklı bir soluk Aşık Yunus. Ne kadar duru, yapmacıksız, karşılıksız ve değer katan.

Yunus dertlidir, belli ki sarı çiçeğin derdi, onun da derdi olmuştur. Yunus’un muhatap aldığı çiçeğin renginin sarı oluşu ise ayrı bir inceliktir. Çünkü sarı renk geçiciliği sembolize etmektedir ve her haliyle hüznü dillendirmektedir. Yunus ilk adımını böylece atmıştır, söz sırası çiçektedir.

Çiçek derdini söylemese de derdi büyüktür. “Çiçek eydür ey derviş ahım dağlar eridir…” Aslında soru, ölümün kavramını anlamaya dair kuvvetli bir adımdır.

İnsanın en temel problemi olmalıdır ölüm ona göre. O yüzden çiçeğin bizatihi kendi durumunu soruşturduktan sonra söze hemen ölümle başlamıştır Âşık Yunus. Ve insan sadece ölümü anlamlandırma adına sahici bir adım atsa, hayatın felsefesini de çözecektir. Yunus’un derdi de budur. Zaten sarı olan ve her haliyle “bu dünyada solmaya mahkumum” diyen çiçeğin cevabı ise Yunus hikmetini aratmayacak kadar yalın ve serindir:

Çiçek eydür ey derviş ölümsüz yer var mıdır? Bizde farklı soralım soruyu, ölümsüz bir canlı var mıdır?

Ölüm, varlık ve yokluk üzerine düşünmeye sevk ediyor insanı. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşamak mı? Az sonra ölecekmiş gibi yaşamak mı? Yaşamın temel paradoksu bu sanki.


Kim olduğumuzu biliyor muyuz? Kanımca bilmiyoruz. Kimliklerimiz bu yüzden çok önemli. Ben bir eşim, babayım, yöneticiyim (İşletmekten anlarım biraz... MBA' da sığdırmıştım bir ara eğitimlerimin arasına), İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik bölümü mezunu ve 30 yıl bu ülke için fazla romantik kalan böyle bir meslekten rızkını kazanmış biriyim. Çok mu önemli bu kimlikler? Değil. O kadar kendimizden habersiziz ki o kimlikler elimizden alınırsa biz de olmayız sanıyoruz. İnsan oyuncaklarını ne kadar çok önemsiyor, yolun sonunda onlara dönüşmek ve kendini kaybetmek olsa bile... Ben kimim biliyor musun? Hayır bilmiyorum. Peki ya sen? Bildiğim tek bir gerçek var. Burası mucizelerle dolu ve yaşamayan inanamıyor. Ben de uzun müddet inanmadım. Ancak ne mutlu ki görmeyi becerdim. Yaşamak, hayatta kalmaktan çok farklı. Hayatta kalmak ise büyük güç. Bir de o gücü alıp, keyfe, huzura, sevgiye, coşkuya döktüğünüzü düşünün! İşte yaşamak o tarz bir deneyim. Aşkla yapılabiliyor. Aşkla ve tutkuyla yaşanabiliyor. Ne kadar söylesem az, ne kadar sussam tesirsiz! Şükredebiliyorum. 1969 yılında doğduğum ve bir doğuma vesile olduğum için. Sevdiğim, sevildiğim için. Güvendiğim ve güvenildiğim için. Dilerim yaşadıklarımı yaşatacak fırsatım olur çünkü benim minnetten, sevgiden ve dostluktan yana çok tecrübem oldu. İyi ki doğmuşum ve gelmişim. Yapımda ve yayında emeği geçen babam Tuzsuz Deli Bekir'e ve annem Kadriye'ye çok teşekkür ederim! Epiktotes'in dediği gibi "“Saati gelince öleceğim, ama kendisine verileni geri veren bir adam gibi öleceğim.” Dilerim ki hep birlikte geçirilecek zamanımız olsun ve o zamanın değerini kutsayacak sağlık ve özgürlüğümüz! Gerisi bir dalganın köpüğü, bir kuşun kanadı!

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar (AI)