Babaannem derdi ki: ‘’Cimre düştü havaya, daha sürmez bu ayaz.’’ Bugün Cemre düştü havaya, daha sürmez değil mi bu ayaz? Gaia, yine bir üçlemeyle okşuyor saçlarımızı. ‘’Bu döngünde de geçirdin zemheri kışını’’ diyor. ‘’Bugün havana, sonra suyuna ve sonra toprağına düşüreceğim ateşimi’’
Arapça kökenli olan Cemre ‘’kor halindeki ateş’’ demekmiş. Türk edebiyatında ve tasavvufta ‘’arınmak, yeniden doğmak’’ olarak kullanılmış. Birazdan bahsedeceğim üzere Türk mitolojisinde de İmre, İmere, Emre cini üstlenmiş bu kutsal ‘’baharı, yeniyi müjdeleme’’ görevini. Şimdi kelime benzerliklerindeki sessiz harflere bakalım. ‘’M-r’’. İçime bir kelime düşüyor tam bu vakit. Amor. Aşk. Ete kemiğe bürünüp Yunus deyi görünen de Emre idi değil mi ? Hani ‘’gel gör beni aşk neyledi’’ diyen. Taşa – toprağa, kadına – erkeğe, zengine – fakire, din’liye – din’size, ırkdaşına- ecnebiye aşkıyla yanan, divane olup yollara düşen, her zerrede ilahi aşkın zikrini duyan Yunus.
Bir de, imrenmek vardır bizim dilimizde, aşkın bir halidir aslında. İçindeki aşkı bir başkasında görmek.
Gelelim ‘İmere Cini’ne. Cemre Cini. Ateş Perisi. Tüm bunlar kafamızı hangi kültüre uzatsak, hangi toprağı kazsak ortaya çıkan fısıltılar değil mi ? Türk Mitolojisinin iki anlatısından birinde İmere, ateşten bir ışık hüzmesidir. Ve her 20 şubatta görünür olup havaya varlığının ateşiyle dokunur. Ve 7 gün sonra buzlara dokunup eritir ve en sonunda toprağa dokunup ateşini yeryüzüne katıp kaybolur. Aşkın, yeniden doğumun ateşi, Gaia’nın döngülerinin birbirinin içine girip, birbirlerini döllemelerinin masalı bu. Kışın bitiyor olmasına karışan baharın geliyor oluşunun işareti – emaresi =)
Bugün ateş perisi , hava perisiyle öpüşüyor. Hava’nın güçleri olan haberci kuşlar, suyun ve toprağın uyanışını müjdeliyor. Hava, su ve toprağı öncülüyor.
Peki ya iç evrenimizde havalar nasıl?
Belki yarın uyandığında karşına bir kuş tüyü çıkar.
Belki kuşun kendisidir davetkar.
Belki rüzgar saçlarını okşar.
Belki nefesinle içine giren hava içsel ateşini yakar.
İmere Cini, ateş perisi!
Kıvılcımının aşkıyla gel!
Yaratımın neşesi, coşkusuyla gel!
Gel, gir bedenlerimize nefesimizle,
Yak kutsal ateşi göğümüzün – göğsümüzün orta yerine;
Tüm hücrelerimiz raks etsin etrafında,
Yaşam aşkıyla,
Varoluşun büyülü muazzamlığının aşkıyla…
Kut ola !
20.02.2022























