DERİN Bir Yolculuk

| 30/09/2025

Güzel gözlü bir kız geldi, hoyrat hayata inat, tüm naifliğiyle ve bir güvercin gibi süzüldü
kalbimden sonsuzluğa…

Oldum olası kış mevsimini hiç sevmem. Ama bu kış, 24 Ocak sabahı sen gözlerini kapattın,
evimize kar yağdı, kalbim buz kesti, hayallerimiz dondu. Oysa gece “Seni çok seviyorum,”
dediğin için huzurla daldım uykuya, uyandığımda artık tüm sabahların farklı olacağını
bilmeden.

Sen bu dünyadan gittin, ben de ardından DERİN bir yolculuğa çıktım.


Bu yolculukta senin günaydın demediğin sabahlar gün ışımıyor, iyi geceler demediğin geceler
öyle uzun ve paramparça ki… Birlikte yürüdüğümüz yollar yabancı ve ıssız, ezbere bildiğim
şarkılar suskun. Yediğim şeylerin tadı farklı, çiçekler eskisi gibi güzel kokmuyor, sevdiğim
şarkılar kulağımı tırmalıyor, gördüğüm bütün manzaralar güzelliğini yitirmiş gri eski terk edilmiş
bir harabe gibi, ellerim ellerini arıyor.

Sevdiğinin ardından başlayan yas, beş duyunu kaybettiriyor önce.

Sonra doyasıya gülmeyi, hayal kurmayı, keyifli sohbetleri de beraberinde götürüyor.

Düşünüyorum da birlikte geçirdiğimiz on beş yıla ne kadar çok an sığdırmış, ne kadar çok iç içe
geçmişiz. Geçen gün bir defterde kirpiklerimizin sayısını yazdığımız bir not buldum. Ne tuhaf
değil mi? Kirpiklerinin sayısını bildiğiniz, hayattaki en değerli varlığın yokluğu ile tanışmak
ve o yokluktan yeni bir varoluş yaratmak.

Artık ararsın diye telefona bakmıyorum, kapıdan girme ihtimalini de sıfırladım belki ama hâlâ
sana anlatacak şeyler biriktiriyorum kalp kumbaramda. Sonra senin yüz ifadeni, gülüşünü,
sesini hayal ediyorum. Sahi ne güzel gülersin sen be Derin’im…

Yas ve özlemek kol kola yürüyor, günün herhangi bir saatinde karşına çıkıyor. Ama bu
bildiğimiz özlemek değil, kavurucu. Gölgeni görsem sarılırım, sesini duysam içime çekerim,
kokunu hissetsem öperim. Öyle sarsıcı, öyle yerle bir eden.

Artık yol haritanda yeni bir rota belirleniyor, ezbere bildiğin konumlar sanki yeniden çizilmiş
gibi. Uyanma şekli, uykuya dalış hâlin değişiyor. Konuşma süren azalıp sustuğun anlar
çoğalıyor. Yeni kimliğine alışmaya çalışırken cevabının olmadığını bildiğin sorular savaş
açıyor bunca şey yetmezmiş gibi.

Benim denizim yine DERİN ama gelgitler kıyıya vuruyor hep. Baktığım fotoğraf aynı anda
hem ağlatıp hem gülümsetebiliyor. Acının içinde bir parça tebessüm doğurabilme yetisi
kazanıyor insan belki de.


Ben senin annen olmayı hep sevdim ve ne mutlu ki bunu sana her fırsatta ağız dolusu
söyledim.


Şimdi yanımda değil, kalbimde büyümeye devam ediyorsun. Ve artık fark ediyorum ki anne
ve evladı arasında görünmez ama asla kopmayacak bir bağ var, kopacak sanıyorsun daha da
güçleniyor. Ben bu bağ ile senin yokluğuna da annelik yapmayı öğreniyor, senin mutlu
olacağın şeyleri yapmaya çalışıyor ve başka bir evrende kavuşacağımız günün hayali ile
çabalıyorum. Bu DERİN yolculuğumun sonunda sen varsan eğer yürümeye değer. Bazen
takılır düşerim üzülme, yine o aramızdaki bağa tutunur devam ederim.
Umutsuz ya da kaybolmuş hisseden, sevdiğinin ardından yas ile tanışan herkesin bu bağı fark
etmesini tüm kalbimle diliyorum.


Yazan:

Özge Yaba

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar (AI)