Kadın Olmanın Yası : Şiirlerle Öpülen Yaslar

,

| 08/03/2022
sketch of mystical woman in beautiful ornamental dress inspired by middle age design

‘’Sırtımız
Hikayeler anlatır
Hiç bir kitabın omurgasının taşıyamacağı.’’
Rupi Kaur

Kadın olmanın yoluna şiirler sererim ben ancak.

Çünkü bir etek boyundan öteye geçememiş konuşmaların veya haddini bilmez ellerin dokunduğu tenlerde açılan yaraların arasında acı patlıcan pekala kırağı çalar*.  Yalnızca vücutlarımız tarafından taşınabilen hikayeler böylelikle yazılır.

Tanıdığım bir kadın bir keresinde ‘’Kadın olmak benim için görülmemek , bazen de küçülerek yok olmaktır’’ demişti.

‘’Yok olma sanatı basittir

Sen hiç bir şeysin dediklerinde

Onlara inan

Kendi kendine tekrarla

Ben hiç bir şeyim

Ben hiç bir şeyim

Ben hiç bir şeyim

Sıklıkla….’’

Rupi Kaur

Eniştesinin tacizi o üniversitedeyken başlamış. Ağabey olarak bilip tanıdığı, çocukken kucağında dolaştığı eniştesi, bir gece eniştesiyle evli olan ablası ve anne babası evde uyurken, herkesin yataklarında, onların uyanık olmasını fırsat bilerek, zorla öpmeye çalışmış onu. Tacizleri orada da bitmemiş.

‘’Dizlerimiz

Zorlukla aralattırıldı.

Kuzenlerimiz

Ve amcalarımız

Ve adamlar tarafından

Vücudumuza dokunuldu

Yanlış insanlar tarafından.

En güvenli yatakta bile

Korkuyoruz.’’

Rupi Kaur

Eniştesinin tacizini önceleri kimselere anlatamamış. Zamanla o yük öyle ağır gelmiş ki diğer ablasıyla paylaşmış. O vesile ile durumu öğrenen annesi tacizi saklamaya karar vermiş. Tacizcinin karısı olan ablasının olanlara inanmayacağından , babanın sinirlenerek enişteye (yani damadına) zarar vereceğinden ve sonuçta çıkabilecek skandallardan korkmuş.

Tacizin saklanması tacizci evlerine geldiğinde ona hoşgeldin demek, aile yemeklerinde birlikte aynı masaya oturmak, ablası ve tacizcisinin onlarda kaldıkları gecelerde kapıyı kilitlese bile korkudan uyuyamamak ve annesinin sürekli kontrol eden bakışları altında herhangi bir şeyi yanlış yapmaktan korkuyor olmak demekmiş.

O an açılan yarayı ‘’hayata ve kendine güven kaybı’’ olarak anlatıyordu yıllar sonra. Herkesten hatta  tacizcisinden çok kendini suçladığı , olanların kaynağını görünüşünde ve davranışlarında bulmaya çalıştığı uzun seneler. Acıyı bu yolla taşınabilir kılmaya uğraştığı zamanlar.

Buraya kadar okurken kaçınız içinizden:

‘’Oooo bu da hikaye mi daha bildiğim ne hikayeler var benim’’ veya

‘’Ne oldu da adam öyle bir anda öpmeye karar verdi ?’’ veya

‘’ Ehh oluyor  böyle şeyler’’ veya

‘’Olur mu canım öyle şey , hakkını savunsaymış, tacizcinin yüzüne bağırsaymış’’ veya

‘’Canım o da sesini çıkarmadıysa altında bir şey vardır’’ dediniz bilmiyorum.

Hikayeyi anlatmamın tek sebebi bir anlığına bile olsa aklınızdan geçen bu düşünceler aslında.

‘’ Sesimden o kadar korktunuz ki

Ben de korkmaya karar verdim’’

Rupi Kaur

Sesinden korkan kadınların hikayesi. Hikayede sesinden korkan sadece bir kadın yok. Anne var, abla var, yukarıdaki tepkileri veren kadınlar var…

Farkında mıyız?

Masallardaki kötü insanlar gerçek hayatta da varlar, kanlı ve canlılar. Kitaplardaki gibi diğer sayfaya geçmekle kaybolmuyorlar veya hakettiklerini düşündüğümüz cezaları masallardaki gibi almıyorlar…

‘’Ceza alması yaramı iyileştirmezdi ki.’’ dedi kadın.

‘’Ne yapacağız o zaman?’’  diye sordum.

Dedi ki : ‘’Yaralı halin de var. ’’

‘’İyileşmek için

Yaranın köklerine ulaşman

Ve oradan öpmeye başlayarak

Yukarı doğru çıkman gerek’’

Rupi Kaur

Kendi yaralı , yaslı halini ve birbirlerinin yaralı, yaslı halini görebilen tüm kadınlar için.

Kadın olmanın yasını şiirlerle öpebilen tüm kadınlar için.

‘’ Burada güzelliği görmen

Güzelliğin benim içimde olmasından kaynaklanmıyor.

Senin içindeki güzellik öyle derinlerde ki

Baktığın her yerde onu görüyorsun.’’

Rupi Kaur

*Zorluğa alışık olanı yeni kötü durumlar etkilemez. Kaynak: TDK


Anadolu topraklarının çeşitliliğini yansıtan bir ailenin üçüncü kızı olarak 1971 yılında Ankara’da dünyaya geldi. Kendini hatırladığı andan itibaren kutsalın anlamı, insan olmanın bilgeliği ve yaşamın döngüleri üzerinde tefekkür ediyor. Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü Mezunu ve yas üzerine Psikolojik Danışmanlık okuyor. 2018 yılında aldığı ilk Ölüm Doulası (Ölüm Eşlikçiliği) eğitiminden itibaren ölüm ve yas konularıyla ilgili çalışıyor. Yas ve ölüm alanına hizmet ederken niyeti, kederi ortadan kaldırmadan karşıdaki kişinin duygusal gerçekliğinin ne olduğunu duymaya çalışmak. Bunu tarif edecek kelimelerle buluşmak için alana sembol, metafor, ağıt, dans, şiir veya hikayeler çağırmak, böylelikle acının içinden onu bizlere iletecek görüntüleri, kelimeleri veya hareketleri bulmak. Kişisel olarak, ölüm ve yasın ömür boyu çırağı olacağı gerçeğine ve yolumuza devam etme gücünü kendi yas dağarcığımızın söyledikleriyle bulacağımıza gönülden inanıyor.

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar (AI)