Ağıtların Eşliğinde

,

| 18/11/2021

Yazdığım yazıları okuyan sizler, yası ve ölümü kalbine yakın tutanlar. Teşekkür ederim. Özellikle içinden geçtiğimiz şu zamanlarda, hızlandırılmış bir kurs misali kayıplar denizinde yüzerken, bir zamanlar hayatımızı canlı tutan, bizi geleceğe çeken kıymetlilerimizin ölümünde veya işimizin, eşimizin, projelerimizin, rutinlerimizin, yakınlık ihtiyaçlarımızın kaybında…Belirsiz ufka doğru yol alan biz miyiz yoksa onlar mı?

Deneyimlerimizi yeterli bir çerçevede konumlandırmak istediğimizde bu konuda yazılmış çizilmiş teorilerin çok ötesine geçmemiz gerekiyor sanki. İstenmeyen gerçekliğin inkârı ile başlayan sonrasında öfke ve pazarlığa doğru ilerleyen aşamalar belirli duygularımızı adlandırmamızda yardımcı oldular elbette, ama aslında bu teoriler üzerinde çalışanların da hiçbir zaman niyetlenmediği şekilde alana tekdüzelik getirdiler. Yasa tek model bir üniforma giydirdiler.

Ancak yas tutmanın (yasın bizi tutmasının) oldukça büyük bir kısmı bu modellerin dışında kalıyor. Bu modellerin sağladığı haritalar, kederlerimizin geçtiği rotayı tarifliyemiyor. Kalbimizin söylediği derin ağıtlara, teoriler eşlik edemiyor.

Halbuki bundan 12.000 yıl öncesine, Paleolitik çağa kadar geri gittiğimizde bulunan mağara çizimleri ve gömme işlemleri tüm bu teorilerin ötesinde bir şeyler fısıldıyor kulağımıza. Yas tutma süreci, yaşama kaldığımız yerden devam edebilmek için üstesinden gelmemiz gereken bir konu değil de, bunun ötesinde, yaşamla daha önce deneyimlemediğimiz bir yerden ilişki kurabilmemizin aracı ve yaşadıklarımızdan anlam yaratılması süreci belki de. Bunu duyabilen ve yaslarımıza bu şekilde eşlik etmeye çalışan bazı yeni modellerin gelişmesi kutlama hali doğuruyor içimde.

“Yası öğrenmeye başladıktan sonra kendinizi onun hakkında konuşurken bulmazsınız. Onu incelemezsiniz. Bunun yerine yas sizin konuşma şekliniz, inceleme şekliniz, görme şekliniz olur. Yas sizin amacınız olmak yerine, devam edemezken devam etme yolunuz olur.” Stephen Jenkinson, Bilge Öl

Olur mu hakikaten? Elçiyi öldürmezsek evet. Duygularınızı yani. Yas sürecinde ortaya çıkan duygularınızın kırık kalbiniz ve kederli ruhunuzla ilgili bize anlatacağı şeyler var. O mesajı duyana kadar orada durabilir miyiz? Kalbinizin etrafındaki boşluk, hayatınızda nelerin elinizden alındığını ve kalbinizin güvenle sarıp sarmalanarak tekrar atmaya başlaması için neye ihtiyacı olduğunu paylaşmak istiyor çünkü. Yas sürecine bir bilinmezlikle giriyoruz, hiçbir şey bilmiyoruz. Sadece oradaki boşluğu ve yalnızlığı dinleyebiliriz. Ve o boşluğa sorabiliriz? Konuşabilseydin, bana ne söylerdin?

Eğer bu kelimeler sizde yankılanıyorsa, burada birkaç dakika ayırabilir miyiz? Gözlerinizi kapatın ve sadece nefesinize odaklanın. Ciğerlerinizi şu an hissettiklerinizle doldurun. Bir veya birkaç duyguyu teneffüs etmek nasıl olur? Kendimize, her nefes verişimizde bu duyguyu salıverme lüksünü tanımak ve onun içinde oturmak… O nefesin içinizden çıkarak odaya bırakılması ama sonrasında içinde nefes alabildiğiniz besleyici bir yer haline dönüşmesi. Bunun içinde oturabiliriz, etrafınızı sarsa bile.

Hazır olduğunuzda gözlerinizi açın ve ihtiyacınıza şimdi bakın. O boşluk size ne söylüyor?

Yazının devamını okumak için buraya tıklayın.

Not: Çok sevdiğim bir Girit ağıtını ve sözlerini buraya ekliyorum.

Fotoğraf: Claire Kelly

Seni Alırsa Fırtına
Söylemiştim sana gitme gönlünün sahiline

Söylemiştim sana gitme gönlünün sahiline

Seni alırsa fırtına, dayanamam yokluğuna

Seni alırsa fırtına, dayanamam yokluğuna


Kalbim sandal olur uğruna

Rüzgara yelken olur

Kalbim sandal olur uğruna

Rüzgara yelken olur


Gözyaşım benzer yağmura

Savrulurum yokluğuna

Gözyaşım benzer yağmura

Savrulurum yokluğuna

Anadolu topraklarının çeşitliliğini yansıtan bir ailenin üçüncü kızı olarak 1971 yılında Ankara’da dünyaya geldi. Kendini hatırladığı andan itibaren kutsalın anlamı, insan olmanın bilgeliği ve yaşamın döngüleri üzerinde tefekkür ediyor. Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü Mezunu ve yas üzerine Psikolojik Danışmanlık okuyor. 2018 yılında aldığı ilk Ölüm Doulası (Ölüm Eşlikçiliği) eğitiminden itibaren ölüm ve yas konularıyla ilgili çalışıyor. Yas ve ölüm alanına hizmet ederken niyeti, kederi ortadan kaldırmadan karşıdaki kişinin duygusal gerçekliğinin ne olduğunu duymaya çalışmak. Bunu tarif edecek kelimelerle buluşmak için alana sembol, metafor, ağıt, dans, şiir veya hikayeler çağırmak, böylelikle acının içinden onu bizlere iletecek görüntüleri, kelimeleri veya hareketleri bulmak. Kişisel olarak, ölüm ve yasın ömür boyu çırağı olacağı gerçeğine ve yolumuza devam etme gücünü kendi yas dağarcığımızın söyledikleriyle bulacağımıza gönülden inanıyor.

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar

İlginizi Çekecek Diğer Yazılar (AI)