California’da (ABD) yaşayan 41 yaşındaki sanatçı bir kadının, ağrısını dindirmenin başka bir yolu kalmayınca, acılar içinde eriyerek kaybolmaktansa “Ötanazi” hakkını kullanan Betsy Davis’in öyküsü bu.
Son üç yılını zayıflatıcı ALS hastalığı nedeniyle vücudunun kontrolünü kaybederek geçiren ve bu taraftaki son 48 saatinin her ayrıntısını planladığı bir partiyle, dostlarıyla kutlayan ve giderayak insanoğluna hayatın sıcaklığı, ölümün hafifliği üzerine küçük bir masal anlatan güzel ve güçlü bir kadın.
Bilinmezlikten, bilmediğinden korkar insan. Kimse bilmez ölümün aslında ne olduğunu. Bu yüzden insanlığın en büyük korkusudur ölmek. Kim bilir belki de Sokrates haklıdır. Belki de: “İnsana verilen en büyük iyiliktir” ölüm. Betsy Davis’in hayatta en sevdiği alıntılardan birinin bu olması tesadüf değildi. Hayatını tesadüflere bırakmayan, yaşamını heykelle, resimle, sanatla anlamlandıran biri için belki de tek tesadüf, ummadığı bir anda ölümcül bir hastalığa yakalanmasıydı.
“Elimin ve kollarımın gücünü çok çabuk kaybetmeye başladım. Tüplerden beslenerek, makineye bağlı nefes alarak yaşamak istemiyorum. Vücudumun içinde sıkışmaktansa özgür bir ruh olmayı tercih ederim ve bu bedeni terk etmeye çok hazırım” diye yazmıştı kız kardeşine yolladığı bir e-postada.
ALS hastalığını, kaçınılmaz sonu öğrenince bir gece oturup ‘ölmeden önce yapılacaklar’ listesini çıkarmıştı. İlk sırada hep görmek istediği Japonya vardı, son sıradaysa “son kez en sevdiklerinle bir parti ver” maddesi… Listeyi neredeyse tamamlamanın verdiği huzurla son maddenin hazırlıklarına başladı. Bu ‘etkinliğin’ her saniyesini planlamıştı. Doktor yardımıyla “komaya gireceği” saat bile belliydi.
Betsy’nin hafta sonu için planladığı bu parti aslında ölümcül dozda ilaç alıp ötenazi uygulanmadan önce arkadaşlarına bir vedası olacaktı.
Temmuz ayı başlarında Betsy Davis, “yeniden doğuş” olarak adlandırdığı partisinin davetiyelerini gönderdi.
Davetiyesinde “Bu koşullar daha önce katıldığınız hiçbir partiye benzemiyor, duygusal dayanıklılık ve açık fikirlilik gerektiriyor. Sevgili yeniden doğuş katılımcıları, beni yolculuğuma gönderdiğiniz için hepiniz çok cesursunuz” diye yazmıştı. “Kural yok. İstediğini giy, dans et, zıpla, şarkı söyle, dua et ama benim önümde ağlama. Kural yok dedim ama bir tek kural var. Ben ağlayabilirim ama benim karşımda ağlamak yok!” yazıyordu.
23-24 Temmuz tarihlerinde ‘gözyaşlarını kendilerine saklamak’ şartıyla ölümün kutlanacağı bu partiye katılmak üzere, 30’dan fazla arkadaşı ve ailesi Ojai’deki evinde toplandılar. New York, Chicago ve Kaliforniya’nın dört bir yanından gelen sevenleri için her saati aktivitelerle detaylandırılmış, eğlence dolu bir hafta sonu düzenlenmişti.
SON AKŞAM YEMEĞİ: PİZZA VE MEKSİKA DOLMASI
En sevdiği dükkândan peyniri, şarküterisi bol dilim dilim pizzalar hazırlattı, çok sevdiği bir tür Meksika yemeği olan içi mısır ve kıymayla doldurulmuş kızarmış dolmalık kırmızı biberleri de unutmadı. Bir kadın arkadaşı çellosunu getirmişti, öteki armonikasını… Ekip, akşama doğru verandaya çıktı; enstrümanlara mırıldanarak eşlik etti.
Davetlilerden biri yakın arkadaşı Niels Alpert’tan iki günlük partiyi fotoğraflamasını rica etmişti. Niels Alpert, “Betsy, kendi kendine bir insanın isteyebileceği en güzel ölümü verdi. İpleri eline alarak, ölümünü bir sanat eserine çevirdi. Ölümle bitecek harika bir hafta sonu geçirme fikri normal bir şey değil…” dedi sonrasında verdiği bir röportajda.
En sevdiği filmlerden biri olan The Dance of Reality’i birlikte seyrederlerken evi sevgi ve kahkahalar dolduruyordu.
Betsy, eşyalarının arkadaşlarında yaşamasını da istedi. Arkadaşlarının evden kendisini hatırlatacak hatıralar (eserleri, takıları, kıyafetleri, vs.) almalarını isterken gözyaşlarını saklamak isteyen arkadaşları kendilerini verandaya zor atıyordu.
Yakın bir arkadaşı “İyi düşündün mü? Bir sonraki Stephen Hawking olabilirsin? Diye onu güldürmeye çalışarak sordu. ALS’nin son aşamalarında olan ve artık konuşamayan Betsy, alfabenin harflerini işaret ederek ve heceleyerek “Ölmek kolay. Bu bedende yaşamayı denesene” diye cevap verdiğinde sözün bittiği noktaydı ve arkadaşı kurala uymama tehlikesi ile yanından ayrıldı.
Toplu fotoğraflar çekildikten sonra davet edilenlerin hepsinden gelecek yıl Haziran’daki doğum gününde küllerini dağıtmak için tekrar bir araya geleceklerine dair söz aldı.
Davetlilerin evin önündeki tepenin yamacına kurulmuş beyaz bir çadır ve önünde beyaz katlanır sandalyelerin olduğu alana doğru yürümeleri istendi. Betsy, son gün batımını seyrederek veda edeceği yaşamının son anlarını bir düğüne dönüştürmüş ve davetlileri babasının karşılamasını istemişti. Gelini damada verir gibi kızını ölüme teslim edecek bir babanın yüzüne bakmak herkes için çok zordu.
Betsy, son gün batımını seyredeceği yamaçtaki beyaz çadırdaki yatağına götürüldü. 2013’te teşhis konulduktan sonra yapılacaklar listesi gezisinde satın aldığı Japon kimonosunu giymiş, saat 18.45’te doktorunun yazdığı morfin, pentobarbital ve kloral hidrat kombinasyonunu almaya hazırdı.
İlaç uygulandıktan sonra o ana kadar kendilerini zorlukla tutan 30 arkadaşının ıslak yanaklarından süzülen güneş batmadan önce nazikçe Betsy’nin yüzünü aydınlattı.
Betsy’nin son anlarına şahit olan bir arkadaşının dudaklarından: “Betsy bir insanın isteyebileceği en güzel ölümü yaşadı” sözleri döküldü.
İlgili Kaynaklar:
The Art of Departure. https://humanparts.medium.com/the-art-of-departure-1afa120636c5
Terminally Ill California Woman with ALS Throws One Last Party Before Ending Her Life. https://people.com/celebrity/betsy-davis-throws-party-before-ending-her-life/
Terminally ill artist who chose assisted dying gathered friends to say goodbye. https://www.theguardian.com/us-news/2016/aug/11/assisted-dying-california-law-betsy-davis
Davis, Kelly. ‘I’d rather be free than entombed in my body’ https://www.sandiegouniontribune.com/lifestyle/people/sdut-betsy-davis-aid-in-dying-2016aug13-story.html

















