Eşik e-dergi’nin tüm yazıları

EŞİK Kategorisindeki Tüm Yazılar

Yasın Kökleri

Yasın köklerinde “isyan” var. Babamın boş koltuğu tekinsiz bir nesneye dönüşüyor salonda otururken. Neden evde değil? Ona soracağım sorular birikti. Cevabını sadece onun verebileceği sorular. Ne yapacağım bu kadar cevapsız soruyla şimdi? Geri gelemez mi? En azından rüyama. Yasın köklerinde “sevgi” var. Kimse öyle bakmıyor artık yüzüme. Hayranlıkla, aşkla, bağlılıkla. Bir köpek yüzlerce kişinin saf sevgisini hediye etti bana. Hayatın...

DEVAMINI OKU

Yarım Kalan Aşklar

“Yarım kalan aşklar, insanın ruhunu fare gibi kemirir,” derdi Gece Teyze’m. On altı yaşında âşık olmuş Yunus’a. Yunus çok çapkınmış. Yakışıklı bir adam değilmiş ama ailesi Karun kadar zenginmiş bu deyyusun.  Öyle derdi teyzem Yunus’una.  Ağzı bozuktu ama küfür etmek ona çok yakışırdı. Teyzem çapkınlığına rağmen Yunus’u evlenmeye ikna etmiş ama o deyyusun ailesini kim ikna edecekti?  Benim dünya güzeli...

DEVAMINI OKU

Babanın Çukuru

Apartmanların önlerine konan, yeni ölmüş insanlara ait, ona yetim kalan çocukları anımsatansahipsiz kalmış ayakkabılar hep hüzünlendirirdi Gonca’yı. Ne zaman böyle bir çift ayakkabıgörse merak ederdi ölenin nasıl biri olduğunu, arkasında kimleri bıraktığını, arkasındanağlayanı olup olmadığını. Onu hüzünlendirseler de o güne değin gördüğü o öksüz ayakkabılarhep başka evlerdeki başkalarına aitti. Bir yıl aradan sonra ilk kez büyüdüğü apartmanınkapısından girdiği o gün...

DEVAMINI OKU

İKİ KIRMIZI FİNCAN 

Mayıs ayının on sekiziydi. Meltem rüzgarlarının yüzümü okşadığı bu bahar gününde, Mercan Sokağı’nın kırmızı eğri tabelasını sağımda bırakarak yürümeye başladım. Başım önde, Arnavut kaldırımlarının çizgilerine basmaya gayret ederek yürürken, bu takıntımın çocukluğumdan beri hiç değişmediğini düşündüm. Yavaş ve sakin adımlarla ilerlerken Leyla Hanım’ın evinden, yaklaştıkça yükselen müzik sesleri geliyordu. Radyosu hep açık olurdu evet ama sesini hiç bu kadar da...

DEVAMINI OKU

GUGUKLU SAAT

Çocukluğumun geçtiği evin en büyük salonunda saat başı öten guguklu saatin içinden çıkan kuşu hep dört gözle beklerdik kardeşimle. Gu-guk gu-guk diye kapağını yarıp saatin sayısı kadar öttüğünde, gözlerimizi yukarı doğru kaldırır, kuş susana dek buzdan donmuş heykeller gibi onu izlerdik. Ne garip. O eve ait hatırlayabildiğim tek eşya olan bu saat, yıllar sonra yaşanmış olan o acı günün, iki...

DEVAMINI OKU

Marš Mira: Bazı Yürüyüşler İçimizde Biter

“Bazı adımlar hiç ses çıkarmaz ama yeri sarsar.Sadece yürümüyor, bir belleğin içinden geçiyorduk.Bazen yas, sadece birinin sessizce yanında oturmasıdır.Doğa, insanın unuttuğunu unutmamıştı.Bazen bir kelebek bile hatırlar.Bazı yürüyüşler, içimizde bir yer tamamlanınca sona erer.” 2017 Temmuz’unda Marš Mira yürüyüşüne katıldığımda, bu yolun beni yalnızca Bosna’nın dağlarından Potočari şehitliğine değil, içimde yıllardır sessizce akan ama adını koyamadığım bir yere götüreceğini bilmiyordum.Yürüyüş başlamadan...

DEVAMINI OKU

Bab’Aziz: Ruhunu Tefekkür Eden Prens

“Dünyadaki Ruhlar Kadar Tanrı’ya Giden Yol Vardır.” Kazandığı Ödüller Yas ve Ölümün Sufi Yansımaları Nacer Khemir’in “Bab’Aziz: Ruhunu Tefekkür Eden Prens” filmi, yas ve ölüm temalarını Sufi geleneğin derinliklerinden beslenen bir şiirsellikle ele alır. Film, bir dede ile torununun çölün sonsuzluğunda attığı adımlar üzerinden, kaybın ve arayışın evrensel dilini konuşur. Khemir, ölümü bir son değil, ruhun tefekkürle yoğrulduğu bir geçiş ritüeli olarak...

DEVAMINI OKU

Ölüme Tasavvufi Bir Bakış – Kerim Güç

Bir Hatırlama: Ölüm Yolculuğun Başlangıcıdır. Tasavvufun ölüm anlayışı, maddeye sıkışmış modern insanın unuttuğu bir hatırlatma gibidir: Ölüm bir yokluk değil, ilahiyle başlayan yolculuğun tamamlanmasıdır. Mutasavvıf bir aileden gelen Kerim Güç, söyleşisinde hem kendi deneyimlerinden hem de tasavvufi gelenekten süzülen bu anlayışı derin bir içsel çerçeveyle aktarıyor. Mevlânâ’nın “Şeb-i arûz” kavramıyla şekillenen bu bakış, ölümü bir ayrılık değil, sevgiliyle kavuşma anı...

DEVAMINI OKU

Gölge Çocuk

Kaktüsleri gölgeye,Begonvilleri caddeye ekeceğim.Canımın istediğini,Camımın istemediği yere. Gün batımı çizeceğim rastgeleResim defterime.Ezan sesini işaret bilecekSokaklara saçılmış inci mercan çocuklar.Başlarını uzatacak anneler pencerelerden.Çekilecek bir bir akşam sızdırmaz perdeler. Sepet sepet yumurta yazacağım yineSene sonlarına elimde tebeşirle.Komşudan onluk isteyecek,Vermezse boş tabak göndereceğimGölgelerin gücü adına. Doluyu boşa, boşu doluya koydum durmaksızın.Sıfıra sıfır elde var sıfır.Belki de doymak bilmeyen havuzdur asıl sorun.Yarıya kadar indirmeli...

DEVAMINI OKU

TÜNEL

Günlerdir yürüyormuşum gibi bir sızlama tabanlarımda. Halbuki yarım saat anca olmuştur.  Zınk dedi durdu koca demir. Doğru dürüst bakım yapmıyorlar işte. İki istasyon arası, kaç kilometredir ki, bir mahalleden ötekine? Belki de beş dakika bile geçmedi yaya kalalı.     Epeydir zaman benimle dalga geçmekte.  Benim de onunla işim yok zaten. Takvim yaprakları üşüyerek düşüyor. Geveze saatin tik-tak tekerlemesi sustu. Akrebi beni...

DEVAMINI OKU