
Etiğin Ölümü ve Ahlaki Yas
Etik davranışın mümkün olabilmesi için güvende hisseden bir sinir sistemine sahip olmalıyız, yani bizim gibi bir travma toplumunda etiği inşaa etmek için yerine getirilmesi gereken ön koşullar vardır. Hepimiz yaşadığımız kitlesel acıların asıl sebebinin temeldeki etik bir yıkımdan kaynaklandığında hemfikiriz. Peki ya çokça konuştuğumuz etik-ahlak kavramlarının anlamlarını gerçekten biliyor muyuz? Peki ya bunların nörobiyolojik olarak hangi şartlara bağlı olduğunu? Pek sayılmaz. Çoğunlukla ezbere değerlendirmeler yapıyoruz, ki bu da doğru değerlendirmeden bizi uzaklaştırıyor. Neyin yokluğunda etik ölür? Yaşadığımız acıların sonucu olan yas ne zaman ahlaki bir yasa dönüşür? Nasıl bir ahlaki yıkım döngüsüne kıstırıldık? Etik bir yaşamın yeniden doğmasını sağlayacak koşullar nelerdir? Bu konuşmada, bütünü daha net görebilmeniz için toplumumuzda ve bireyin yaşamındaki eksik parçayı bulmanızı ümit ediyorum… Nörobilimden, evrimsel psikolojiden, budist öğretiden, etik felsefesinden, Spiral Dinamikler Teorisinden kaynak alıyor olacağım..
Etkinliğimizde KAYIT alınacak olup bu kayıt daha sonra YouTube kanalımızda yayınlanacaktır. Etkinliğe kayıt olmanız demek, etkinlik süresince yapacağınız paylaşımların YouTube kanalında görünür olacağını kabul ederek kendi onayınız ile etkinliğe katıldığınız anlamına gelmektedir.
“Etiğin Ölümü ve Ahlaki Yas, bir eğitim veya terapi süreci değildir. Ben de bir eğitmen veya doktor/terapist/psikolog değilim. Eğer etkinlik sürecinde hali hazırda tıbbi bir destek alıyorsanız veya bir terapist veya psikologla çalışıyorsanız buna devam etmenizi öneririm. Etkinliğe kayıt olmanız, etkinliğin niteliğini anlayarak kendi onayınız ile etkinliğe katıldığınız anlamına gelmektedir.”