
Öykülere Yaslanmak
“Öykü bizi bir şeye maruz bırakır, gerçekliği çarpıtmanın kısa yoludur.”
Susan Lohafer
Öykü okurken genellikle yoğun ve abartılı bir şeye maruz kalırız. Hafızamızda yer kaplayan unutamadığımız öykülerde çekilen acılar büyük, bekleyişler uzundur. Hayatlar, gerçekleşmemiş hayaller ya da hiç yaşanmamış aşklarla doludur. Edebiyatın sayfa sayısı az bu formu, bazen bizi uzun bir roman okumuşuz gibi etkisi altına alır.
İyi yazılmış öyküler o kadar canlı ve diridir ki kahramanları zihnimizde yaşamayı sürdürür.
Platformumuzda her ay çağdaş bir öykücüyü, “yas ve ölüm temalı” bir öyküsüyle ağırlama kararı aldık. Mayıs ayında, Dilek Türel’in, “Satır Sonu” isimli öyküsünü birlikte okuyacağız ve üstüne konuşacağız.
Bazen birkaç sayfa ile ne kadar çok şey anlatıldığına şaşıracak, ustaca bir araya getirilmiş kelimelerin gücüne hayran kalacaksınız.
Öykü eşliğinde düşünmeye ve yeni anlamlar keşfetmeye hazırsanız sizi 21 Mayıs akşamı “Öykülere Yaslanmak” etkinliğine davet ediyoruz.
“ÖYKÜLERE YASLANMAK, bir eğitim veya terapi süreci değildir. Ben de bir eğitmen veya doktor/terapist/psikolog değilim. Eğer etkinlik sürecinde hali hazırda tıbbi bir destek alıyorsanız veya bir terapist veya psikologla çalışıyorsanız buna devam etmenizi öneririm. Etkinliğe kayıt olmanız, etkinliğin niteliğini anlayarak kendi onayınız ile etkinliğe katıldığınız anlamına gelmektedir.”