
Yasım Bir Öykü Olsaydı – Birinci Buluşma
NOT: Bu etkinlik birinci ve ikinci buluşmaya katılamayanlar için düzenlenmektedir.
Yüzmeyi bilmiyorsak can simidi korkumuzu yatıştırır. Sudayken güvende hissederiz. Kurmaca karakterler ve olay örgüleri yaratmak, yasımıza daha kolay bakmak için can simidi olabilir. Özellikle de tutkunuz yazmaksa…
Sessiz bir çağrının beni kuvvetle yazı masama sürüklediği günlerde, (Mary Oliver bunu “randevuya riayet etmek” diye tanımlar) büyülü bir şey olmak üzeredir. Büyük kederlerim içi ilham dolu bir kaba benzetilebilir. Sanatın şah damarı da yas ve ölüm değil midir?
Bu atölyenin birinci bölümünde yası çağrıştıran kelimeleri takip edeceğiz. İmgelerin beş duyumuzu canlandırmasına izin vereceğiz. Kokuları, sesleri, görüntüleri malzeme olarak kullanacağız. Kurguladığımız karakter hikâyenin içinde adım adım ilerlerken ona bir isim verip, kendimizden bir şeyler katacağız. Öykünün iskeleti oluşunca, derisini yerleştirmek ev ödevimiz olacak.
Katılımcılar her gün en az on beş dakika yazmalı, öykü üstünde çalışmalıdır. İkinci kısım için detayları ilk buluşmada paylaşacağım. Ama şunu belirtmek istiyorum, katılımcıların bitmiş öykülerini kendi sesleriyle okuması ikinci kısmın önemli bir parçası. Bu sebeple yeni buluşmaya kadar öyküler tamamlanmış olmalı. Daha önce hiç öykü yazmamış olanlar da etkinliğe katılabilir. Bu bir edebiyat atölyesi değil ama öykünün yapı taşlarından kısaca söz edeceğim. Bitmiş öyküler eğer yazarları isterse, Yas ve Ölüm Bilgeliği Platformu’nun online dergisi Eşik’te yayınlanabilir.
“YASIM BİR ÖYKÜ OLSAYDI, bir eğitim veya terapi süreci değildir. Ben de bir eğitmen veya doktor/terapist/psikolog değilim. Eğer etkinlik sürecinde hali hazırda tıbbi bir destek alıyorsanız veya bir terapist veya psikologla çalışıyorsanız buna devam etmenizi öneririm. Etkinliğe kayıt olmanız, etkinliğin niteliğini anlayarak kendi onayınız ile etkinliğe katıldığınız anlamına gelmektedir.”