
Yasım Bir Öykü Olsaydı – Üçüncü Buluşma
“Yazarlar yaralarını başkalarının yaraları gibi anlatır. Biz o yaraları kendi yaramız gibi okuruz.”
Hakan Akdoğan
Birinci buluşmada yası çağrıştıran kelimeleri takip ettik. İmgelerin beş duyumuzu canlandırmasına izin verdik. Kokuları, sesleri, görüntüleri malzeme olarak kullandık. Öykü yazmanın yapı taşlarından söz ettik. Üçüncü buluşmada katılımcılar yazdığı öyküyü kendi sesiyle okuyacak. Dinlediğimiz öyküleri hep birlikte değerlendireceğiz.
Düzenli katılım tercih edilse de birinci buluşmayı kaçıranlar gelebilir. İsteyenler hazırda yazılmış öyküleri varsa getirebilir. Dinlemek için gelmek de seçenekler arasında. Bitmiş öyküler eğer yazarları isterse, Yas ve Ölüm Bilgeliği Platformu’nun online dergisi Eşik’te yayınlanabilir.
Bu etkinlikte de çember adabını gözeteceğiz. (Bir yazı atölye olsa da, yazdıklarımızı diğerleriyle paylaşırken güvende hissetmek önemli.) Birbirimizi can kulağıyla dinlemeye özen gösteririz.
Kalp diliyle konuşuruz.
Spontane oluruz.
Özlü paylaşım yaparız.
Alanda kendimizi güvende ve rahat hissedebilmemiz için kameralarımızın açık olmasını rica ediyoruz. Elbette ki buluşma süresince durumumuz farklılaşabilir ve ara ara kameramızı kapatıp açabiliriz.
Nazlı Akın
“YASIM BİR ÖYKÜ OLSAYDI, bir eğitim veya terapi süreci değildir. Ben de bir eğitmen veya doktor/terapist/psikolog değilim. Eğer etkinlik sürecinde hali hazırda tıbbi bir destek alıyorsanız veya bir terapist veya psikologla çalışıyorsanız buna devam etmenizi öneririm. Etkinliğe kayıt olmanız, etkinliğin niteliğini anlayarak kendi onayınız ile etkinliğe katıldığınız anlamına gelmektedir.”