Yas ve ölümü işleyen, araştıran sanat ve edebiyat eserleri

SANATTA YAS ve ÖLÜM Kategorisindeki Tüm Yazılar

Çarpışan Nesneler

Ceviz kıracağı ve çaydanlık. İkisini de babasının ölümünden sonra kullanmaya başladı Ahu, daha doğrusu kullanmak zorunda kaldı. Annesi memleketten kabuklu ceviz getirmişti son ziyaretinde, o da bu vesileyle ceviz kıracağını kullanır oldu. Su ısıtıcısı yakın zamanda bozulunca çaydanlığı dolaptan çıkarmıştı. Neydi, çay ateş görecek! Haklıydı babası, gerçekten de çay ateş görünce daha da lezzetli oluyordu. Kırdığı cevizlerin yanına bir de...

DEVAMINI OKU

EĞER

Gözlerimi yumduğumda bile bakışının hatırası karanlığımı hâlâ aydınlatıyorsa Telefon edip “nasılsın?” dediğimde, “sesini duydum, daha iyi oldum kuzum,” dediğini bir kerecik daha işitmek istiyorsam Oğullarımın bir gülüşünde, bir bakışında her gün senden izler görüyorsam Başım dara düştüğünde şimdi babam olsa nasıl bir çıkış yolu bulurdu acaba diye kendime defalarca soruyorsam Her güzel günde, ne yaparsam yapayım, hep eksik kalıyorsam Kaybın,...

DEVAMINI OKU

Kaymak Taşı

Didem’in Pulbiber Mahallesi’nde,  kaymak taşı elimde bakıp duruyorum eski evimize.  Babam öldü biliyorum  zümrüt gözleri toprağa karıştı sanki avuçlarımda babamı tutuyorum. O kaymak taş ki en sevdiğim imge öptüm kokladım sakladım. O kaymak taş ki en sevdiğim imge. Babam şimdi nerede,  öldüğüne inanmıyorum.  Didem’in Pulbiber Mahallesi’nde belki de Annen nerede diye soruyor  artık duyulmayan bir sesle. Kaymak taşı elimde bakıp duruyorum...

DEVAMINI OKU

Kundaktan Beşiğe, Tabuttan Toprağa

Kuşlara bakıyorum. Havada süzülen turuncu ayaklı kuş balkonun demirine konuyor. Bana mı bakıyor? Masadan kalkıyorum daha iyi görebilmek için. Hızlıca süzülüp gözden kayboluyor. Masaya geri dönüyorum. Yaşadığım ev on beşinci katta. Bulutlar griye çalıyor. Hava soğuk. Yazarken kahvem ılıdı. Yenisini demlemeye üşeniyorum. Salona bakıyorum. İkinci el eşyalarımız “kırılgan.” Anneannemden kalma orman desenli tabakları çok seviyorum. Geçen kış hayattaydı anneannem. Haftada...

DEVAMINI OKU

Üç Renk: Mavi – Krzysztof Kieślowski

Üç Renk: Mavi, Kieślowski'nin Fransız Devrimi'nin ideallerini simgeleyen üçlemesinin ilk filmidir ve "özgürlük" temasını işler. Ancak bu özgürlük, politik değil; kişisel ve duygusal bir özgürlüktür. Film, Julie'nin (Juliette Binoche) bir trafik kazasında eşi ve kızını kaybetmesinin ardından yaşadığı derin yas sürecini ve bu süreçte kimliğini yeniden inşa etme çabasını anlatır. Julie, geçmişinden ve duygularından kaçmaya çalışırken, müzik ve insan ilişkileri aracılığıyla yeniden hayata tutunmanın yollarını arar. Film, yasın sadece acı değil, aynı zamanda bir dönüşüm süreci olduğunu gösterir.

DEVAMINI OKU

Kederli Senfoni

“Bir insan değil, malzemeydim artık. Kalın, katı, dolaşık.” Rüyamda yılanlar göründü önce. Gözleri sapsarı. Dilleri dikenli. Kanlı gözyaşlarım köpürmeye başladı organlarımda. Sarsıldım. Titredim dakikalarca. Beyaz, sonu gelmeyen sıkı bir kumaş… Beni sardıkça sardı. Bedenim süt rengi yapışkan bir elbiseydi artık. Yüzüm, gözlerim, sarı saçlarım, hayat dolu memelerim… Görünmez, anlaşılmaz oluncaya kadar doladılar kumaşı. Bir insan değil, malzemeydim artık. Kalın, katı,...

DEVAMINI OKU

Geleceğin Yası

Sevdiği birini kaybettiğinde, sadece kaybının mı yasını tutar insan? Yoksa, kaybıyla birlikte yitip giden gelecek hayallerinin de mi? Yas, sevilen birinin ölümünün ardından içsel bir deprem yaşayarak benliğinin alt üst olması değil mi? Akışını kontrol edemediğimiz bir hayatın içinde kalmıyor muyuz sevdiğimizi uğurladıktan sonra? O halde, onsuz, içinde bulunduğumuz hayatımızın da yasını tutmaz mıyız?  Kişisel yasımın bu evresinde gelecekle mücadele...

DEVAMINI OKU

Ben Ölmeden Önce…

TED konuşmalarını dinlemeyi severim. Karşıma Candy Chang’in etkileyici bir konuşması çıktı. Katılımcı toplum sanatı konusunda çalışan bir kadın sanatçı olan Chang, 2009 yılında çok sevdiği birini aniden kaybediyor. Sonrasında ölüm hakkında çok düşündüğü ve uzun süren bir yas ve depresyon süreci başlıyor. Bu derin acı, onda bir dönüşümü tetikliyor. Hayatın kısa ve kırılgan olduğunu fark ediyor ve bunu insanlarla paylaşmanın,...

DEVAMINI OKU

Yazarın Ölümü

“Kelimeler eylemlere yol açar. Ruhu hazırlar, kıvama getirir ve şefkate yönlendirir,” demiş Azize Terasa. Kelimeler hem bizi bize gösteren ayna işlevi görür hem de bir ifade aracı olarak en büyük güçtür. Tabii iyi kullanmayı öğrenirsek. Dış görünüşümüze gösterdiğimiz özeni anadilimizden esirgiyoruz çoğu kez. Edebiyat dili en iyi şekilde kullanmayı gerektiriyor. Semih Gümüş, “Edebiyat olmasaydı, insan acılarını üçüncü sayfa haberlerinin dilinden...

DEVAMINI OKU